Bandırma’nın Yalnızlığı: Mesele Bandırmaspor Olunca Neden Herkes Susuyor?
Bandırma olarak zaman zaman gerçekten yalnız olduğumuzu hissediyoruz.
Üstelik bu yalnızlık, sadece tribünde ya da sahada yaşanan bir yalnızlık değil. Bandırma’nın hak ettiği ölçüde sahiplenilmemesi, özellikle de kentin ortak değerlerinden biri söz konusu olduğunda siyasetçisinden bürokratına, sivil toplumundan yerel siyasetine kadar geniş bir sessizliğin ortaya çıkması insanın ister istemez şu soruyu sormasına neden oluyor:
Bandırmaspor’un hakkı söz konusu olduğunda neden herkes susuyor?
Geçtiğimiz günlerde Türk futbolunu sarsan bahis soruşturmasıyla başlayan ve ardından Merkez Hakem Kurulu ile hakemler arasındaki WhatsApp yazışmalarının gündeme gelmesiyle farklı bir boyut kazanan süreç, hepimizin malumu.
Kamuoyuna yansıyan iddialar arasında, geçtiğimiz yıllarda oynanan ve Bandırmaspor açısından Türk futbol tarihinin en önemli karşılaşmalarından biri olan Fatih Karagümrük-Bandırmaspor Süper Lig’e yükselme play-off finali de bulunuyor.
Söz konusu karşılaşmanın hakem ataması ve maçın yönetimiyle ilgili kamuoyuna yansıyan yazışmalar, futbol kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturdu. Soruşturma kapsamında MHK ve hakemlerle ilgili çeşitli adli işlemler gerçekleştirildi; süreç halen yargı makamlarının önünde devam ediyor.
Burada özellikle altını çizmek gerekiyor:
Ortada devam eden bir adli süreç var.
Dolayısıyla kimse çıkıp da bugün için kesinleşmiş bir hüküm üzerinden konuşamaz. Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğuna karar verecek merci mahkemelerdir.
Ancak bu durum, Bandırmaspor’un ve Bandırma kamuoyunun yaşananlarla ilgili soru sorma hakkını ortadan kaldırmaz.
Tam tersine…
Bu kadar ciddi iddiaların ortaya çıktığı bir süreçte, Bandırma’nın milletvekillerinin, siyasi parti temsilcilerinin, belediye yöneticilerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve kentin diğer dinamiklerinin konunun takipçisi olması gerekmez mi?
Peki ya Bandırma?
İşin en acı tarafı tam da burada başlıyor.
Bu gelişmeler ulusal basında elbette yer aldı. Ancak İstanbul merkezli yürütülen soruşturmanın adli bilgi akışı doğal olarak ulusal medya kuruluşlarına daha hızlı ulaştı.
Yerel basının bu dosyayı aynı hızla takip edebilmesi ise oldukça zordu.
Fakat mesele sadece haberin yerel basına geç ulaşması değil.
Çünkü Bandırmaspor yönetimi bir açıklama yaptı.
Kulüp, haklı olarak devam eden soruşturmanın hukuki boyutunu gözeterek son derece temkinli bir açıklama yapmak zorunda kaldı.
Ve sonrasında?
Sessizlik.
Sanki Bandırmaspor’un Süper Lig hayali başka bir kentin meselesiydi.
Sanki o final maçını Bandırma değil de başka bir şehir oynamıştı.
Sanki tribünlerde binlerce Bandırmalı yoktu.
Sanki o maçın sonucunun Bandırma’nın futbol tarihinde açacağı sayfa hiç yaşanmamıştı.
Bir de başka bir şehir düşünelim…
Şimdi küçük bir empati yapalım.
Aynı olayın Bandırmaspor yerine Balıkesir’de bir başka takımın başına geldiğini düşünelim.
Sizce ne olurdu?
Milletvekilleri açıklama yapmak için sıraya girmez miydi?
Mecliste soru önergeleri verilmez miydi?
Partilerin il başkanlıkları peş peşe açıklamalar yayımlamaz mıydı?
Basın toplantıları düzenlenmez miydi?
Televizyon programlarında konu gündeme taşınmaz mıydı?
Milletvekili Turhan Çömez’in bu konuyu ulusal televizyon ekranlarına taşımak için gündem oluşturacağını, diğer milletvekillerinin de açıklamalar yapacağını tahmin etmek hiç zor değil.
Ensar Aytekin’den Serkan Sarı’ya kadar Balıkesir’i TBMM’de temsil eden milletvekillerinin bu konuyla ilgili görüşlerini kamuoyuna açıklaması beklenmez miydi?
Elbette beklenirdi.
Ama ne oldu? Tek bir kelime eden yok!!! Tek bir kelime!!!
Peki aynı duyarlılığı Bandırmaspor için neden göremiyoruz?
İşte insanın canını acıtan soru tam olarak bu.
Bandırmaspor yalnız bırakılmamalı
Bandırmaspor sadece bir futbol kulübü değildir.
Bandırmaspor, bu kentin marka değerlerinden biridir.
Büyük harfle yazalım “BANDIRMASPOR TFF 1. LİGİNDE SENELERDİR OYNAYAN VE İKİ KEZ SÜPER LİG FİNALİNDEN DÖNEN PROFESYONEL BİR TAKIMDIR”
Herkes bunu böyle bilmelidir.
Binlerce insanın ortak heyecanıdır.
Çocuğundan yaşlısına, esnafından işçisine, öğrencisinden iş insanına kadar farklı siyasi görüşlerden insanların aynı tribünde buluşabildiği ender ortak değerlerden biridir.
Dolayısıyla Bandırmaspor’un hakkı gündeme geldiğinde mesele sadece futbol değildir.
Bu aynı zamanda Bandırma’nın hakkıdır.
Bu nedenle kentin seçilmişlerinin, siyasi parti temsilcilerinin ve kanaat önderlerinin en azından şu soruyu sorması gerekirdi:
“Bu iddialar doğruysa Bandırmaspor’un mağduriyeti ne olacak?”
Kimse bir kulübün lehine hukuku çiğnemeyi istemiyor.
Kimse soruşturmanın sonucunu peşinen ilan etmiyor.
Kimse birilerini suçlu ilan etmiyor.
İstenen şey çok daha basit:
Konunun takipçisi olmak.
Siyasi partilere de bir soru
Buradan Bandırma’daki bütün siyasi parti ilçe başkanlarına da açık bir çağrı yapmak gerekiyor.
CHP…
AK Parti…
MHP…
İYİ Parti…
Anahtar Parti…
Yeni Parti…
Ve kentte faaliyet gösteren diğer siyasi yapılar…
Bandırmaspor söz konusu olduğunda siyasi rekabeti bir kenara bırakıp ortak bir açıklama yapmak çok mu zor?
“Adli süreç devam ediyor. Elbette mahkemenin vereceği karara saygılıyız. Ancak kamuoyuna yansıyan iddiaların ve varsa Bandırmaspor’un uğradığı mağduriyetin takipçisiyiz.”
Demek bu kadar zor mu?
Bence değil.
Hatta tam tersine, böyle bir açıklama siyaset üstü bir kent refleksi olur.
Çünkü yarın başka bir konuda da aynı yalnızlığı yaşayabiliriz
Bugün mesele Bandırmaspor.
Yarın başka bir mesele çıkabilir.
Bir ulaşım problemi…
Bir yatırım…
Bir hastane…
Bir altyapı sorunu…
Bir kamu hizmeti…
Bir ekonomik kayıp…
Eğer Bandırma kendi meseleleri karşısında ortak bir ses oluşturamazsa, Ankara’da da Balıkesir’de de sesimizin yeterince duyulmasını beklemek gerçekçi olmaz.
Kentlerin gücü sadece nüfusuyla ölçülmez.
Kentlerin gücü, kendi meselelerine sahip çıkabilme kapasitesiyle ölçülür.
Bandırma’nın artık bunu tartışması gerekiyor.
Son söz: Biz kimseden ayrıcalık istemiyoruz
Bandırmaspor için kimseden ayrıcalık istemiyoruz.
Yargı ne karar verecekse zaten verir.
Ancak ortaya çıkan iddiaların sonuna kadar araştırılmasını, Bandırmaspor’un olası bir mağduriyeti varsa bunun ortaya çıkarılmasını ve kulübün hakkının hukuk çerçevesinde aranmasını istiyoruz.
Bunun için de önce Bandırma’nın kendi sesini yükseltmesi gerekiyor.
Çünkü bugün yaşanan sessizlik, insanın aklına tek bir cümleyi getiriyor:
Bandırmaspor’un binlerce taraftarı olabilir ama Bandırmaspor söz konusu olduğunda Bandırma’nın siyasi yalnızlığı maalesef çok büyük.
Belki de artık sormamız gereken soru şudur:
Aynı olay Balıkesir’de bir başka takımın başına gelseydi, yine bu kadar sessiz kalınır mıydı?
Cevabını hepimiz biliyoruz.
Son Yazılar
Önerilen Yazarlar

