Evet, vicdanların tatilde, menfaatlerin revaçta olduğu bir süreçten geçiyoruz. Ne yazık ki dostluğun son kalesi de yıkıldı; insanlık istifa etti. Geriye dönüp baktığımızda, bizi biz yapan o kadim değerlerin yerinde yeller estiğini görüyoruz. Modern dünya bize konfor vaat etti ama karşılığında ruhumuzu, kişiliğimizi ve en acısı da güvenimizi çaldı.
Kabul etmek lazım ki insanlık, son dönemlerin en derin etik krizlerinden birinin pençesinde kıvranıyor. Eskiden “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı” var derlerdi. Şimdilerde ise o kahvenin hatırı, karşıdakinin bize sağlayacağı menfaat kadar sürüyor. Dostluklar, arkadaşlıklar, o yaşanan tüm güzellikler birer “al-ver” dengesine dönmüş durumda.
Egoların tavan yaptığı, her şeyin parayla çözüldüğü bu çıkar dünyasında kime inanacağımızı, kime sırtımızı yaslayacağımızı şaşırdık. İnsanların bu kadar pazarlık usulü yaşadığı bir devir geçmişte yaşanmamış olsa gerek. Bir bakıyorsunuz, maskeli yüzlerin ardında büyük bir rant savaşı var. Dün birbirleriyle can ciğer olanlar, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyenler, bugün birbirinin kuyusunu kazıyorlar.
Arkadan konuşmalar, seviyesiz hakaretler; sadece üç kuruşluk rant uğruna sergilenen elli türlü soytarılık… Ayrıca iş ve siyaset dünyası ise tam bir kurtlar sofrası. Sırf bir makam, bir mevki ya da bir menfaat uğruna dönen dolapların haddi hesabı yoktur. Senelerce omuz omuza vermiş insanlar, küçük bir çıkar çatışmasında birbirlerini bir kaşık suda boğmaya hazır hâle geliyorlar.
Küfürler, hakaretler havada uçuşurken, aslında kaybedenin o kişiler değil, topyekûn insanlık olduğunu kimse fark etmiyor. Elbette uçuruma doğru giden bu şovları durdurmak hâlâ elimizde. Ancak bunun için radikal bir dönüş olmalı. Öncelikle insanı araç değil, amaç olarak gören o eski değerlerimizi korumalıyız.
Dostlukları menfaat gölgesinden çıkarmalı, ahlakı sadece dillerimizde bir slogan değil, içimizde yaşamalıyız. Ama maalesef herkes kendi çıkarının yolunda koşarsa, insanlık ve dürüstlük diye bir şey kalmayacaktır. Şayet uyanmazsak, vardığımız yolun sonu çıkmaz bir sokak olacaktır.
Serhat Ozar
