Anasayfa Yazarlar İbrahim Aldemir
Eklenme 09.09.2026 - 22:57

Bandırma’nın sağlık sorunu: Yeni bir hastane yetmez, yeni bir sağlık vizyonu şart

Bandırma’nın son yıllarda en fazla konuştuğu ancak bir türlü tam anlamıyla çözüme kavuşmayan sorunlardan biri sağlık.
Aslında mesele yalnızca Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin fiziki koşulları, yatak kapasitesi ya da poliklinik yoğunluğu değil.
Mesele çok daha büyük.

Bandırma nasıl bir sağlık merkezi olacak?

Çünkü bugün Bandırma’ya yalnızca Bandırmalılar gelmiyor. Gönen’den Erdek’e, Manyas’tan Marmara Adası’na kadar geniş bir coğrafyanın sağlık ihtiyacında Bandırma önemli bir merkez konumunda.
Nitekim mevcut Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi resmi olarak 350 yatak kapasitesiyle hizmet veriyor. Hastane 2021 yılında Eğitim ve Araştırma Hastanesi statüsüne geçti. Ancak bina ve fiziksel altyapının geçmişi çok daha eski. Yeni hizmet binasının yapımına 1995 yılında başlanmış, hastane 2010 yılında hizmete açılmıştı.
Bugün gelinen noktada ise 350 yataklık kapasitenin bölgenin ihtiyacını karşılamakta zorlandığı açıkça görülüyor.

Sorun yalnızca yatak sayısı değil

Bandırma’nın sağlık meselesini yalnızca “kaç yatak var?” sorusuna indirgemek büyük bir hata olur.
Çünkü bir hastanenin kapasitesi sadece yatak sayısından ibaret değildir.
Ameliyathaneler…
Yoğun bakım üniteleri…
Acil servis…
Poliklinikler…
Tıbbi cihaz altyapısı…
Doktor ve sağlık çalışanı sayısı…
Yan dal uzmanlıkları…
Onkoloji…
Kalp-damar cerrahisi…
Çocuk ve kadın doğum hizmetleri…
Radyoloji…
Nükleer tıp…
Rehabilitasyon…
Bunların tamamı bir sağlık sisteminin gerçek kapasitesini belirler.
Bugün Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin resmi verilerinde farklı düzeylerde genel, dahiliye, koroner, yenidoğan ve kardiyovasküler cerrahi yoğun bakım ünitelerinin bulunduğu görülüyor. Ancak bölgenin nüfusu, yaşlanan nüfus yapısı, sanayi ve liman kenti olması ve çevre ilçelerden gelen hasta yükü düşünüldüğünde, sağlık altyapısının geleceğe göre planlanması gerekiyor.
Üstelik 2024 yılında hastane başhekimi tarafından yapılan açıklamada hastanenin yaklaşık 600 bin kişilik bir hizmet alanına hitap ettiği ve yıllık poliklinik sayısının 1 milyonun üzerinde seyrettiği ifade edilmişti.
İşte tam da burada şu soruyu sormamız gerekiyor:
600 bin kişilik bir sağlık hizmet alanı için bugün yaptığımız planlama, yarının Bandırması için yeterli mi?

350 yataklı ek bina önemli ama…

Bandırma açısından sevindirici gelişme şu:
Yeni hastane yatırımı artık yalnızca bir vaat olmaktan çıkmış durumda.
Sağlık Bakanlığı tarafından Bandırma’ya 350 yataklı, kapasitesi artırılabilir yeni bir hastane projesi açıklanmış durumda. Projenin Bandırma’nın mevcut sağlık altyapısıyla birlikte değerlendirilmesi ve toplam yatak kapasitesinin yaklaşık 700 seviyesine çıkması öngörülüyor.
2026 yılı içerisinde projenin ihale sürecine ilişkin açıklamalar da yapıldı. Ancak projenin geçmişte farklı yatak sayılarıyla gündeme gelmiş olması, kamuoyunda doğal olarak soru işaretleri oluşturdu. 250, 348, 350 ve daha yüksek kapasiteler üzerinden yapılan açıklamalar, Bandırma’nın sağlık yatırımında net ve uzun vadeli bir master plana ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Benim burada asıl itirazım yeni hastaneye değil.
Tam tersine…
Yeni hastane kesinlikle yapılmalı.
Ancak şunu da sormalıyız:
Bu hastane bugün için mi yapılacak, yoksa Bandırma’nın önümüzdeki 20-30 yılını düşünerek mi?
Çünkü hastane yapıp açmak başka bir şeydir.
Sağlık sistemi kurmak başka bir şey.

Mevcut hastane ne olacak?

Yeni hastane tamamlandığında önümüzde çok önemli bir başka soru daha olacak:
Mevcut Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ne olacak?
Bu bina tamamen devre dışı mı bırakılacak?
Güçlendirilerek kullanılmaya devam mı edecek?
Poliklinik binasına mı dönüşecek?
Sağlık kampüsünün başka bir unsuru olarak mı değerlendirilecek?
Yoksa farklı kamu hizmetlerine mi tahsis edilecek?
Bu soruların bugünden tartışılması gerekiyor.
Çünkü yeni bina yapılırken eski binanın geleceğini konuşmayı sona bırakmak, sağlık planlaması açısından doğru olmaz.
Özellikle deprem gerçeği düşünüldüğünde bu konu çok daha hassas.
Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin fiziki durumu ve deprem güvenliği uzun süredir kamuoyunda tartışılıyor. TBMM’ye verilen soru önergelerinde de hastanenin kapasite yetersizliği, deprem dayanıklılığı, performans analizi ve yeni hastane ihtiyacı gibi başlıklar gündeme getirildi.
Sağlık hizmeti veren bir binada en temel şartlardan biri şudur:
O bina, ihtiyaç duyulduğunda ayakta kalabilecek mi?
Bu sorunun cevabı tartışmaya açık bırakılmamalı.

Peki Gönen-Bandırma hattında bir şehir hastanesi?

İşte asıl büyük tartışmayı burada başlatmak gerektiğini düşünüyorum.
Bugün Bandırma ile Gönen arasındaki bölgeye baktığımızda yalnızca iki ilçeden söz etmiyoruz.
Bandırma…
Gönen…
Erdek…
Manyas…
Susurluk…
Marmara Adası…
Ve çevredeki diğer yerleşimler.
Sanayi, tarım, liman, turizm ve üniversite dinamikleriyle büyüyen bir bölgeden söz ediyoruz.
Bu nedenle önümüzdeki 15-20 yılın sağlık planlaması yalnızca ilçe sınırları üzerinden yapılmamalı.
Bölgesel sağlık planlaması yapılmalı.
Burada “Gönen-Bandırma hattında yüksek kapasiteli bir şehir hastanesi yapılmalı mı?” sorusu tartışılmaya değer.
Ancak bunun cevabı yalnızca “evet, büyük hastane yapalım” olmamalı.
Önce şu sorular cevaplanmalı:
Bölgede gelecekte kaç kişilik bir nüfus sağlık hizmeti alacak?
Bandırma’nın nüfus artış hızı ne olacak?
Gönen ve çevre ilçelerin sağlık hizmeti ihtiyacı nasıl değişecek?
Üniversite hastanesi ile kamu hastanesi nasıl entegre edilecek?
Hangi branşlar bölgesel referans merkezi olacak?
Onkoloji hastalarının Balıkesir, Bursa veya İstanbul’a gitme ihtiyacı nasıl azaltılacak?
Kalp-damar, kanser, nöroloji, çocuk ve kadın hastalıkları gibi alanlarda hangi ileri tedaviler bölgede verilecek?
Ve en önemlisi:
Bölge halkının sağlık için başka şehirlere gitmek zorunda kalmaması nasıl sağlanacak?

Şehir hastanesi her sorunun cevabı değildir

Burada bir parantez açmak gerekiyor.
“Şehir hastanesi” kavramını sihirli bir kelime gibi görmemek lazım.
500, 700 ya da 1.000 yataklı bir hastane yapmak tek başına sağlık sorununu çözmez.
Eğer yeterli doktor yoksa…
Yeterli hemşire yoksa…
Cihaz var ama uzman yoksa…
Ameliyathane var ama ameliyat yapacak ekip yoksa…
Bina büyük ama ulaşım problemi varsa…
O zaman elimizde yalnızca büyük bir bina olur.
Dolayısıyla Bandırma’nın ihtiyacı sadece büyük hastane değil, güçlü sağlık ekosistemi.
Bu ekosistemin içerisinde Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, üniversite hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi, özel sağlık kuruluşları, aile hekimliği sistemi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ve çevre ilçelerdeki sağlık kuruluşları birlikte düşünülmeli.
Üniversitenin kendi stratejik planında da mevcut hastane binasının eski ve yetersiz olduğu, üniversite hastanesi olarak tasarlanmadığı ve tanı, teşhis ve tedavi alanlarında fiziksel eksiklikler bulunduğu tespit edilmiş durumda. Yeni hastane binası ihtiyacı da açık biçimde ifade ediliyor.
İşte bu nedenle Bandırma’nın önündeki fırsat yalnızca yeni bir devlet hastanesi değildir.
Bandırma’yı Marmara Bölgesi’nin önemli sağlık merkezlerinden birine dönüştürme fırsatıdır.
Bir hastane değil, sağlık kampüsü düşünülmeli
Ben olsam tartışmayı “kaç yataklı hastane yapacağız?” noktasından çıkarırdım.
Şöyle sorardım:
Bandırma sağlıkta bölgesel merkez olacaksa bunun altyapısı nedir?
Yeni hastane…
Üniversite hastanesi…
Tıp fakültesi…
Onkoloji merkezi…
İleri görüntüleme…
Kalp ve damar merkezi…
İleri yoğun bakım…
Rehabilitasyon merkezi…
Ruh sağlığı hizmetleri…
Yaşlı bakım ve geriatri…
Çocuk sağlığı…
Kadın doğum…
Ağız ve diş sağlığı…
Acil sağlık…
Bunların birbirinden kopuk değil, bir sistem içerisinde planlanması gerekiyor.
Gönen-Bandırma hattında yüksek kapasiteli bir hastane düşünülüyorsa da bunun yalnızca “şehir hastanesi” tabelası taşıyan devasa bir yapı değil, bölgesel sağlık kampüsü mantığıyla ele alınması daha doğru olacaktır.
Ulaşım da sağlık hizmetinin parçasıdır
Bir başka önemli konu ise hastanenin nerede yapılacağı.
Mevcut hastanenin konumu yıllardır tartışılıyor. TBMM’ye yansıyan değerlendirmelerde hastanenin ilçe merkezine uzaklığı, toplu ulaşım sorunları ve doğrudan ulaşımı sağlayacak yol altyapısındaki problemler de gündeme getirilmişti.
Yeni hastane yapılacaksa aynı hata tekrarlanmamalı.
Hastane yapıp sonra “buraya nasıl ulaşacağız?” diye düşünmemeliyiz.
Önce ulaşım planı…
Sonra sağlık kampüsü…
Toplu taşıma…
Otopark…
Ambulans giriş-çıkışı…
Helikopter ambulans altyapısı…
Acil ulaşım koridorları…
Bunların tamamı projenin bir parçası olmalı.
Çünkü hastaneye ulaşamıyorsanız, hastanenin büyüklüğünün pek anlamı yok.

Bandırma artık günü kurtaran yatırımları değil, geleceği istiyor

Bandırma bugün önemli bir eşikte.
Bir tarafta mevcut 350 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi var.
Diğer tarafta yapılması planlanan yeni 350 yataklı hastane var.
Üniversitenin sağlık altyapısı ve Tıp Fakültesi var.
Bölgeden gelen yoğun hasta yükü var.
Ve bütün bunların üzerinde hızla büyüyen bir Bandırma var.
Bu nedenle yeni hastane yatırımını siyasi bir tartışmanın ötesine taşımak gerekiyor.
Kim yaptı?
Kim geciktirdi?
Kim açıkladı?
Kim sahip çıktı?
Bunlar elbette siyasi açıdan tartışılabilir.
Ama sağlık konusu günlük siyasi polemiklerin üzerinde tutulmalı.
Çünkü hastane siyasetin değil, vatandaşın meselesidir.
Bugün Bandırma’nın ihtiyacı olan şey bir temel atma töreninden çok daha fazlasıdır.
20-30 yıllık bir sağlık vizyonudur.
Yeni 350 yataklı hastane yapılmalı.
Mevcut hastanenin geleceği netleştirilmeli.
Üniversite hastanesi güçlendirilmeli.
Eksik branşlar tamamlanmalı.
Onkoloji başta olmak üzere bölgesel ihtisas merkezleri oluşturulmalı.
Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları iyileştirilmeli.
Ve uzun vadede Gönen-Bandırma hattının tamamını kapsayacak bölgesel bir sağlık planı hazırlanmalı.
Belki bugün bir şehir hastanesi için erken olduğunu düşünenler olabilir.
Belki de tam tersine, bugün karar verilmezse 10 yıl sonra geç kalınacağını savunanlar olacaktır.
Benim kanaatim ise şu:
Bandırma artık yalnızca “yeni hastane yapılacak mı?” sorusunu sormamalı.
Asıl soru şu olmalı:
“Bandırma, Marmara’nın sağlık merkezlerinden biri olmak istiyor mu?”
Eğer cevabımız evetse…
O zaman 350 yataklı yeni hastane sadece başlangıçtır.
Asıl hedef, Bandırma-Gönen hattından çevre ilçelere uzanan, üniversiteyle entegre, ileri tıp hizmetlerini bünyesinde barındıran, ulaşımı planlanmış ve gelecek 30 yılı öngören bölgesel bir sağlık sistemi kurmak olmalıdır.
Çünkü sağlıkta günü kurtaran yatırımların ömrü kısa olur.
Ama doğru planlanan bir sağlık altyapısı, bir şehrin kaderini değiştirir.

error: İçerikleri kopyalamak yasaktır !!