Bandırma ile Büyükşehir arasında yeni dönem: Siyaset hizmete engel olur mu?
Bandırma ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi arasındaki ilişki, bugüne kadar hiç olmadığı kadar kritik bir döneme giriyor.
Çünkü artık mesele yalnızca iki belediye arasındaki hizmet koordinasyonu değil.
Mesele, siyasi olarak farklı yönlere savrulan iki belediye başkanının, aynı kent için aynı masada çalışıp çalışamayacağı…
Bir tarafta CHP’de kalmayı tercih eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, diğer tarafta CHP’den ayrılarak Yeni Parti’ye geçen Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza…
Ve artık bu siyasi ayrılık, Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kürsüsüne açık biçimde yansımış durumda.
Önce siyasi tabloya bakalım
Yeni Parti’nin kuruluşuyla birlikte Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde dengeler ciddi biçimde değişti.
Yeni Parti 39 üyeyle meclisin en büyük grubu haline gelirken, AK Parti 28 üyeyle ikinci, CHP ise 20 üyeyle üçüncü grup konumuna geldi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın CHP’de kalırken, aralarında Dursun Mirza’nın da bulunduğu çok sayıda ilçe belediye başkanı Yeni Parti’ye geçti.
Dolayısıyla Ahmet Akın artık yalnızca kendisinden farklı siyasi görüşteki AK Parti ve MHP gruplarıyla değil, yakın zamana kadar aynı siyasi yapı içerisinde birlikte yol yürüdüğü belediye başkanlarıyla da karşı karşıya.
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü siyasette yollar ayrılabilir.
Partiler değişebilir.
İttifaklar bozulabilir.
Ancak belediyecilikte suyun, yolun, altyapının, ulaşımın, imarın ve yatırımın siyasi kimliği yoktur.
Bandırma halkının beklentisi de tam olarak budur.
Mirza’nın konuşması neden önemli?
Eylül ayı Büyükşehir Meclisi’nde yaşanan tartışma, sıradan bir siyasi polemik olarak görülmemeli.
Dursun Mirza’nın Büyükşehir Belediyesi ve BASKİ’nin Bandırma Belediyesi’ne yaklaşık 149 milyon lira borcu bulunduğunu ileri sürmesi, “harçlık ister gibi 2-3 milyon lira istiyoruz” ifadelerini kullanması ve Büyükşehir yönetiminin hizmet politikalarını eleştirmesi, tartışmayı doğrudan belediyecilik alanına taşıdı.
Bu noktadan sonra kamuoyunun soracağı soru doğal olarak şu:
Bu siyasi gerilim hizmet ilişkilerine yansıyacak mı?
İşte önümüzdeki dönemin en önemli sorusu bu.
Çünkü Büyükşehir ile ilçe belediyesi arasındaki ilişkinin bozulması halinde bundan siyasi aktörlerden önce vatandaş etkilenir.
Hizmette aksama olur mu?
Ben kısa vadede doğrudan ve açık bir “hizmet ambargosu” beklemiyorum.
Bunun birkaç nedeni var.
Birincisi, Büyükşehir Belediyesi ile Bandırma Belediyesi birbirinden bağımsız siyasi aktörler olsa da aynı kentte yaşayan vatandaşlara hizmet etmek zorunda.
İkincisi, Ahmet Akın’ın Büyükşehir Meclisi Başkanı olması nedeniyle mecliste farklı siyasi gruplarla çalışmak zorunda olması, onu yalnızca CHP grubunun değil bütün meclisin başkanı gibi davranmaya zorluyor. Zaten Büyükşehir Belediyesi’nin resmi meclis sayfasında da CHP, Yeni Parti ve AK Parti’nin ayrı gruplar halinde yer aldığı görülüyor.
Üçüncüsü ise daha önemli:
Bandırma, Balıkesir açısından göz ardı edilebilecek bir ilçe değil.
Bandırma’nın ekonomik büyüklüğü, nüfusu, sanayisi, limanı ve bölgesel ağırlığı düşünüldüğünde Büyükşehir ile ilişkilerin tamamen kopması Ahmet Akın açısından da kolay bir tercih olmaz.
Ancak burada başka bir risk var.
Hizmetin tamamen durması gerekmiyor.
Bazen hizmetin gecikmesi, önceliğinin değiştirilmesi, bürokratik sürecin uzaması ya da kaynak aktarımında isteksizlik de siyasi gerilimin dolaylı sonucu olabilir.
Dolayısıyla önümüzdeki aylarda bakılması gereken şey “Büyükşehir Bandırma’ya hizmet ediyor mu, etmiyor mu?” sorusundan ziyade;
Hangi hizmet ne kadar sürede yapılıyor?
Hangi yatırımın bütçesi ayrılıyor?
Büyükşehir’in Bandırma’ya yönelik projelerinde gecikme yaşanıyor mu?
BASKİ’nin Bandırma’daki sorunlara müdahale süresi değişiyor mu?
İmar dosyalarında süreçler hızlanıyor mu, yavaşlıyor mu?
soruları olacak.
Çünkü siyasi gerilimin belediyeciliğe yansıması çoğu zaman açık bir kararla değil, küçük gecikmelerle kendini belli eder.
Ahmet Akın’ın önünde de zor bir denklem var
Ahmet Akın’ın işi kolay değil.
Bir tarafta CHP’de kalmanın siyasi sorumluluğu var.
Diğer tarafta Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Yeni Parti’ye geçen ilçe belediye başkanlarıyla çalışmak zorunda.
Üstelik Yeni Parti grubu, Büyükşehir Meclisi’nde en büyük grup.
Bu nedenle Ahmet Akın’ın önümüzdeki dönemde vereceği en önemli mesajlardan biri şu olacak:
“Siyasi ayrılık, belediyecilikte ayrılığa dönüşmeyecek.”
Eğer Akın bunu başarabilirse, siyasi olarak zor durumda olduğu bir dönemi kendisi açısından avantaja çevirebilir.
Çünkü Mirza’nın ve diğer Yeni Partili belediye başkanlarının her talebine siyasi refleksle karşılık veren bir Büyükşehir Başkanı görüntüsü, aslında onların elini güçlendirir.
Tam tersine, “Siz hangi partide olursanız olun, ilçenizin hakkını alırsınız” yaklaşımı Akın’ın elini güçlendirir.
Başkan Mirza’nın da bir sınavı var
Dursun Mirza açısından da durum çok farklı değil.
Yeni Parti’ye geçişinin ardından Bandırma’nın en önemli siyasi aktörlerinden biri haline geldi.
Ancak bununla birlikte yeni bir sorumluluk da üstlendi.
Artık Büyükşehir’den gelen her yatırımın, her gecikmenin ve her tartışmanın siyasi bir anlamı olacak.
Mirza bundan sonra Büyükşehir ile yaşadığı sorunları ne kadar sert biçimde gündeme getirirse getirsin, Bandırma kamuoyu kendisine şu soruyu soracak:
“Peki çözüm üretebildiniz mi?”
Çünkü vatandaş siyasi kavgadan çok sonucuna bakar.
Bir yol yapıldıysa kimin yaptığına değil, yapıldığına bakar.
Altyapı sorunu çözüldüyse siyasi partiye değil, sonuca bakar.
Kreş açıldıysa, park yapıldıysa, ulaşım sorunu çözüldüyse bunun siyasi tartışması vatandaş açısından ikinci plandadır.
Dolayısıyla Mirza’nın da önümüzdeki dönemde “Büyükşehir bize engel oluyor” söylemini sürekli tekrarlamak yerine, Büyükşehir ile yaşanan sorunları somut dosyalar üzerinden takip etmesi gerekecek.
Asıl tehlike: “Sen benim belediye başkanım değilsin” siyaseti
Türkiye yerel siyasetinde zaman zaman gördüğümüz en tehlikeli anlayışlardan biri budur.
Başkanlar, kendilerini destekleyen ilçelere daha fazla; siyasi olarak karşılarında duran ilçelere daha az hizmet götürmeye başladığında belediyecilik, kamu hizmeti olmaktan çıkar.
Oysa Büyükşehir Belediyesi’nin Bandırma’ya hizmet götürmesi bir lütuf değildir.
Bandırma Belediyesi’nin Büyükşehir’den talep ettiği hizmetlerin karşılanması da Mirza’nın kişisel başarısı değildir.
Bunlar kamu yönetiminin doğal görev alanlarıdır.
Bu nedenle hem Ahmet Akın’ın hem Dursun Mirza’nın önünde aslında aynı sınav var:
Siyaset mi belediyeciliği yönetecek, belediyecilik mi siyasete yön verecek?
Bundan sonra tarafların hamleleri ne olabilir?
Bana göre önümüzdeki dönemde üç aşamalı bir süreç yaşanabilir.
Birinci aşama: Kontrollü gerilim
Taraflar birbirlerine mesaj vermeye devam edecek.
Meclis kürsüsü bunun en önemli alanı olacak.
Mirza, Bandırma’nın taleplerini daha yüksek sesle dile getirecek.
Ahmet Akın ise “her ilçeye eşit hizmet” vurgusunu öne çıkaracak.
Bu dönemde zaman zaman sert tartışmalar yaşanması şaşırtıcı olmayacak.
İkinci aşama: Dosya siyaseti
Asıl mücadele burada başlayacak.
Bandırma’nın Büyükşehir’den alacakları, altyapı yatırımları, ulaşım, imar, BASKİ, çevre yatırımları ve Büyükşehir’in Bandırma’daki diğer yetki alanları tek tek gündeme gelecek.
Mirza açısından en güçlü siyaset yöntemi, kişisel tartışmadan çok rakamlar ve somut projeler üzerinden gitmek olacak.
Ahmet Akın açısından da aynı şekilde…
“Biz hizmet ediyoruz” demek yerine hangi hizmetin ne zaman yapıldığını ortaya koymak gerekecek.
Üçüncü aşama: 2029 hesabı
Ve elbette bütün bu tartışmaların arkasında görünmeyen başka bir takvim var:
2029 yerel seçimleri.
Bugünkü siyasi ayrışmaların, yarının seçim ittifaklarını şekillendirmesi kaçınılmaz.
Yeni Parti’nin Balıkesir’deki gücü, CHP’nin Büyükşehir yönetimi ve AK Parti’nin meclisteki konumu önümüzdeki üç yıl boyunca birbirlerini etkileyecek.
Bugün yaşanan her tartışma, yarın seçim meydanlarında kullanılabilecek bir siyasi argümana dönüşebilir.
Bu nedenle Ahmet Akın da Dursun Mirza da yalnızca bugünün kavgasını düşünerek hareket etmeyecek.
İkisi de 2029’u hesaplayacak.
Bandırma’nın yapması gereken ise çok daha basit
Bandırma bu siyasi kavganın tarafı olmamalı.
Bandırma’nın tarafı hizmet olmalı.
Dursun Mirza’nın Yeni Parti’ye geçmesi siyasi tercihidir.
Ahmet Akın’ın CHP’de kalması da siyasi tercihidir.
Ama Bandırma’nın Büyükşehir Belediyesi ile ilişkisi siyasi tercihlere göre şekillenmemeli.
Bandırma’nın hakkı neyse alınmalı.
Büyükşehir’in sorumluluğu neyse yerine getirilmeli.
Büyükşehir’in Bandırma’dan beklentisi varsa açıkça ortaya konulmalı.
Ve bütün bunlar kameraların önündeki tartışmalardan çok, masanın başındaki müzakereyle çözülmeli.
Çünkü bugün Mirza ile Akın arasında yükselen tansiyon, yarın Bandırma’nın hizmetlerine yansırsa bunun bedelini ne Mirza ne Akın ödeyecek.
Bedeli Bandırmalı ödeyecek.
İşte bu nedenle önümüzdeki dönemde en önemli soru;
“Mirza mı haklı, Akın mı?”
olmamalı.
Asıl soru şu olmalı:
“Bu siyasi ayrışmaya rağmen Bandırma kazanabilecek mi?”
Çünkü siyasette taraflar değişir.
Partiler değişir.
Başkanlar değişir.
Ama kentin ihtiyaçları değişmez.
Yazarın Diğer Yazıları
Son Yazılar
Önerilen Yazarlar

