Bir Bavula Sığan Hayatlar: Gençlerin Yurt Dışına Göçü ve Beyin Göçü
Son yıllarda Türkiye’de birçok gencin ortak bir hayali var: Gitmek.
Bir ülkeyi terk etme isteği artık macera arzusundan değil, nefes alma ihtiyacından doğuyor. Diplomalar bavullara, umutlar pasaportlara sığdırılıyor. Bu sadece bir göç değil; bu, bir beyin göçü.
Üniversite sıralarında sabahlayan, yabancı dil öğrenmek için çabalayan, kendini geliştirmek adına yıllarını veren gençler, mezun olduklarında hayallerine değil, belirsizliklere uyanıyor. İşsizlik, düşük ücretler, liyakat eksikliği ve gelecek kaygısı; gençleri yurt dışını bir “seçenek” olmaktan çıkarıp bir “zorunluluk” haline getiriyor.
Beyin göçü yalnızca bireysel bir tercih değildir. Bir ülkenin yetiştirdiği doktorun başka bir ülkede hastalara şifa dağıtması, mühendisin başka bir ekonomiyi büyütmesi, akademisyenin başka bir toplumun bilgi üretimine katkı sağlamasıdır. Giden sadece bir kişi değil; onunla birlikte emeği, umudu ve potansiyeli de gider.
Gençler yurt dışına gitmek isterken ülkelerini sevmedikleri için değil, kendi ülkelerinde değer görmediklerini hissettikleri için gidiyorlar. “Kalmak” artık cesaret değil, çoğu zaman mecburiyet olarak algılanıyor. Oysa bir ülkenin geleceği, gençlerinin kalmak istemesinde saklıdır.
Bu noktada sorulması gereken soru şudur:
Gençler neden gidiyor değil, neden kalmak istemiyor?
Adil bir eğitim sistemi, liyakate dayalı istihdam, ifade özgürlüğü ve insanca yaşam koşulları sağlandığında; gençler başka ülkelerde değil, kendi topraklarında hayal kurmak ister. Çünkü çoğu gencin gitme hayali aslında bir “kaçış” değil, bir “yaşama tutunma” çabasıdır.
Eğer bu gidişler durdurulmazsa, gelecekte geriye sadece boşalan sınıflar, kapanan hayaller ve “keşke”lerle dolu bir ülke kalabilir. Gençleri tutmak, onları zincirlemek değil; umut verecek bir gelecek inşa etmektir.
Genci olmayanın geleceği olmaz !
Dolayısıyla gençlerimize sahip çıkmamız,onlara arzu ettikleri bir gelecek dizayn etmemiz gerekir ki beyin göçünü de tersine çevirmemiz elzemdir.
Bilime ve ilime önem veren toplumlar hep müreffeh olmuştur.
Saygı ve sevgilerimle
Derbo SAĞIR
