Anasayfa/Ekonomi/Tan : “Üretici önünü görebilmeli, tarım sistemi doğru kurulmalı”

Tan : “Üretici önünü görebilmeli, tarım sistemi doğru kurulmalı”

Bandırma Ticaret Borsası Başkanı Can Ata Tan, Bandırma Ticaret Borsası’nın 5 Ekim’de gerçekleştirilecek organ seçimleri öncesinde Bandırma Şehir Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu. Borsanın son dört yıllık dönemini değerlendiren Tan, 2025 yılında işlem hacmi bakımından Türkiye’nin 8’inci büyük borsası konumuna yükseldiklerini söyledi. Tarım fuarlarından gıda enflasyonuna, plansız üretimden Tarımsal ilaçlama kullanımına, yapay zekâdan Borsa’nın yeni dönem projelerine kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulunan Tan, “Bir şey yapmamaktansa bir şey yapmak her zaman iyidir” dedi.

Oluşturan
Eklenme 18.09.2026 - 09:19

Bandırma Ticaret Borsası Başkanı Can Ata Tan, Bandırma Şehir Gazetesi’nden İbrahim Aldemir’e özel açıklamalarda bulundu. Merhum Halit Sezgin’in ardından devraldığı başkanlık görevindeki dört yıllık süreci değerlendiren Tan, Borsa’nın bugün ulaştığı noktada bölge üreticisinin, tüccarının, sanayicisinin ve girişimcisinin büyük payı olduğunu vurguladı.

Borsacılığın temel görevinin üreticinin emeğinin karşılığını en doğru şekilde almasını sağlamak olduğunu belirten Tan, alıcı ile üreticiyi doğru bir zeminde buluşturduklarını ifade etti. Bandırma Ticaret Borsası’nın yalnızca Bandırma’ya değil, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale başta olmak üzere geniş bir hinterlanda hizmet verdiğini kaydeden Tan, çevre bölgelerden gelen ürünlerin Türkiye’nin dört bir yanındaki alıcılarla buluştuğunu söyledi.

Tan, Borsa’nın işlem hacmi bakımından son yıllarda önemli bir yükseliş gerçekleştirdiğini belirterek, “İlk 10’dayız diyorduk, 9. olduk. 2025 yılı itibarıyla 8. sıraya yükseldik” dedi.

Haber Devam Ediyor

Borsaya 10 milyon dolarlık yatırım

Görev süresinde özellikle proje, yatırım ve hibeler üzerinden Borsa’nın fiziki ve teknik altyapısını geliştirmeye odaklandıklarını anlatan Tan, lisanslı depo yatırımının önemine dikkat çekti.

Lisanslı deponun tamamlanması ve borçlarının ödenmesinin bu yıl itibarıyla tamamlanacağını belirten Tan, söz konusu yatırımın Borsa’ya kazandırdığı değerin yaklaşık 10 milyon dolar seviyesinde olduğunu ifade etti.

Tan, bunun yanı sıra güneş enerjisi projesini de tamamladıklarını ve yaklaşık üç yıldır elektrik ihtiyaçlarının önemli bölümünü kendilerinin ürettiğini söyledi.

Borsa laboratuvarında da önemli bir kapasite artışı sağlandığını belirten Tan, daha önce 8 olan akredite test sayısının 23’e yükseltildiğini açıkladı. Laboratuvar yatırımı kapsamında yaklaşık

7,5 milyon TL hibe aldıklarını belirten Tan, böylece laboratuvarın uluslararası standartlardaki kabiliyetinin önemli ölçüde artırıldığını söyledi.

“Üyelerimizi dünyayla entegre etmeye çalışıyoruz”

Tan’ın üzerinde durduğu başlıklardan biri de Borsa üyelerinin uluslararası ticarete açılması oldu.

Üyeleri farklı ülkelerdeki fuarlara ve B2B görüşmelerine götürdüklerini belirten Tan, amaçlarının üyelerin dünyayla daha fazla entegre olmasını sağlamak olduğunu söyledi.

Bu çalışmaların sonucunda bazı Borsa üyelerinin ihracata başladığını belirten Tan, yeni dönemde de Uluslararası Rekabet Projesi kapsamında yurtdışı fuarları, B2B görüşmeleri ve sektörel temaslara ağırlık vereceklerini ifade etti.

Tan ayrıca kendi imkanlarıyla dört farklı ülkeye giderek ticaret ataşeleri ve büyükelçilerle görüşmeler gerçekleştirdiklerini, bu temaslarda bölgenin üretim gücünü ve ihracat potansiyelini değerlendirdiklerini söyledi.

Halit Sezgin’in adı konferans salonunda yaşayacak

Bandırma Ticaret Borsası’nda devam eden projeler hakkında da bilgi veren Can Ata Tan, yeni konferans salonunun açılışının önümüzdeki ay yapılmasının planlandığını açıkladı. Modern bir yapıya kavuşturulan konferans salonuna merhum Borsa Başkanı Halit Sezgin’in adının verilmesinin kararlaştırıldığını belirten Tan, “Çok uzun süreler bu borsa ailesine, camiasına hizmet etmiş bir değer. Onun ismini bu şekilde yaşatalım istedik” dedi. Tan ayrıca eski depoların yenilenmesine yönelik kentsel dönüşüm projesinin de devam ettiğini belirterek, Borsa çevresindeki ulaşım ve altyapı çalışmalarının tamamlanmasıyla lisanslı deponun trafik yükünün de azaltılacağını söyledi.

“Büyüyoruz, sığmıyoruz”

Borsa’nın gelecekteki en önemli ihtiyaçlarından birinin yeni ve daha geniş depolama alanları olduğunu vurgulayan Tan, mevcut alanın artık yeterli olmadığını söyledi.

Borsanın geçmişte 50 dönümlük bir alanla başladığını, kendi imkanlarıyla bu alanı 120 dönüme çıkardıklarını belirten Tan, daha büyük bir depolama alanına ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

Tan, “Bize daha geniş depolama alanları verilirse kirlilik de olmaz. Bölük pörçük orada, orada, burada depo olmaz. Herkesi bir alana toplamış oluruz” diyerek, toplu bir depolama alanının bölgenin ticari ve lojistik yapısı açısından da önemli olduğunu söyledi.

“Fuar biraz anlamını yitirdi ama yerel fuarlar önemli”

Bandırma’da düzenlenen tarım fuarının ikinci kez gerçekleştirilecek olmasıyla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Can Ata Tan, günümüzde geleneksel fuarcılık anlayışının eski gücünü kaybettiğini söyledi.

Yaklaşık 20 yıldır hem yurtiçi hem de yurtdışında fuarlara katıldığını belirten Tan, büyük şehirlerde düzenlenen fuarlara katılmanın özellikle üretici açısından ciddi maliyetler oluşturduğuna dikkat çekti.

Bu nedenle lokal ve bölgesel fuarların önemli olduğunu belirten Tan, Bandırma’daki tarım fuarının yalnızca ticari bir organizasyon olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

Tan’a göre yerel fuarlar; çiftçinin teknolojiye, makineye, gübreye, ilaca, fidana ve tarımsal sanayiye daha kolay ulaşmasını sağlarken aynı zamanda şehrin ekonomisini ve sosyal hayatını da canlandırıyor.

“Gidemeyen birçok kişi var” diyen Tan, büyük fuarlara tarım sektöründeki gıda üreticileriin küçük bir bölümünün ulaşabildiğini, lokal fuarlarda ise katılımın çok daha yüksek olabildiğini söyledi.

Bandırma’nın bu açıdan önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Tan, kentin güçlü tarımsal sanayisi, lojistik imkanları ve çevre ilçelerle oluşturduğu geniş hinterland sayesinde tarım fuarının gelişme potansiyelinin yüksek olduğunu ifade etti.

Tan, geçen yılki organizasyondan olumlu geri dönüşler aldıklarını belirterek, “İyi ki yapmışız bu fuarı, seneye daha iyisini yapalım” şeklinde değerlendirmeler aldıklarını söyledi.

Hedeflerinin fuarı zaman içerisinde festival ve panayır havasında, bölge halkının sahip çıktığı, kendi kendini besleyen bir organizasyona dönüştürmek olduğunu belirten Tan, “Bir şey yapmamaktansa bir şey yapmak her zaman iyidir” dedi.

“İyi bir tablo yok maalesef”

Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Türkiye’deki gıda enflasyonu ve tarımsal üretimde yaşanan sorunlar oldu.

Üretici kimliği de bulunan Can Ata Tan, Türkiye’deki mevcut tablo için doğrudan, “İyi bir tablo yok maalesef” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak sorunun yalnızca üreticiden kaynaklanmadığının altını çizen Tan; üretici, tüccar, perakende sektörü, tüketici ve sistemi yöneten-denetleyen mekanizmaların tamamının aynı zincirin parçaları olduğunu söyledi.

Yaklaşık 20 yıldır ihracat yaptığını ve farklı ülkelerde marketlerdeki fiyatları gözlemlediğini anlatan Tan, özellikle soğan fiyatları üzerinden Türkiye ile yurtdışı arasındaki farkı anlattı.

Avrupa’da aynı ürünün fiyatının yıl boyunca daha istikrarlı bir seyir gösterdiğini belirten Tan, Türkiye’de ise fiyatların dönemsel olarak çok büyük dalgalanmalar yaşadığını söyledi.

“Devlet üreticiyi baskılamak yerine desteklemeli”

Tarımda fiyat istikrarının sağlanması için üreticinin önünü görebilmesi gerektiğini savunan Tan, devletin üretici üzerindeki baskıyı artırmak yerine destek mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

Üretim maliyetlerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Tan, devletin gerektiğinde üreticiyi destekleyerek hem üreticinin kazanmasını hem de tüketici fiyatlarının kontrol altında tutulmasını sağlayabileceğini ifade etti.

Tan, ihracat hedefleri konulurken diğer taraftan ürün ihracatının yasaklanmasının veya çeşitli müdahalelerle üreticinin önünün kesilmesinin doğru olmadığını savundu.

“Hiçbir üretici zarar edeceğim diye üretmez” diyen Tan, üreticinin de tüketicinin de doğal olarak kendi çıkarını gözettiğini, burada asıl görevin devletin ve yönetim mekanizmalarının dengeyi kurması olduğunu söyledi.

“Tarlada çürüyen ürün milli servettir”

Plansız tarımın Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olduğunu belirten Tan, geçmiş yıllarda soğanın tarlada bırakılması, domates ve karpuz gibi ürünlerin satılamayarak tarlada çürümesi üzerinden dikkat çekici bir değerlendirme yaptı.

“Gübresi ödenmiş, ilacı ödenmiş, işçiliği ödenmiş. Milli servet” diyen Tan, üretim planlamasının yalnızca “ne ekileceğini söylemek” anlamına gelmemesi gerektiğini söyledi.

Tan’a göre asıl ihtiyaç, üreticinin pazar koşullarını görebileceği ve üretim kararını buna göre verebileceği bir sistem oluşturmak.

“Çiftçiye ne ekeceğini söylemek doğru değil”

Tarımda planlamanın üreticinin tercihlerini tamamen ortadan kaldıracak bir anlayışa dönüşmemesi gerektiğini belirten Tan, çözümün eğitim ve doğru bilgiye erişimden geçtiğini savundu.

Türkiye’nin farklı iklim ve coğrafyalara sahip büyük bir tarım ülkesi olduğunu belirten Tan, üreticinin bölgesinin ve pazarının özelliklerini dikkate alarak alternatif ürünlere yönelebileceğini söyledi.

Kendisinin de bölgede buğday, arpa ve ayçiçeği gibi ürünlerin yanında daha yüksek katma değerli ve daha az su tüketen ürünlerin değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğünü belirten Tan; zeytin, badem, nar, hurma, kivi ve benzeri alternatifleri örnek gösterdi.

“Bazı şeyleri değiştirmeye mecburuz” diyen Tan, bölgenin sahip olduğu üretim kabiliyetinin daha yüksek katma değer yaratacak şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Tarımsal ilaçlama konusunda dikkat çeken değerlendirme

Can Ata Tan’ın üzerinde durduğu bir diğer konu ise Türkiye’den Avrupa ülkelerine gönderilen tarımsal ürünlerde yaşanan Tarımsal ilaçlama sorunları oldu.

Tan, problemin yalnızca çiftçinin bilinçsizliğine indirgenemeyeceğini belirterek, burada sistemin tamamının sorgulanması gerektiğini söyledi.

Tarım ilaçlarının kullanımında daha sıkı kurallar ve denetim gerektiğini savunan Tan, ilaçların kullanımının reçeteli ve kontrollü bir sisteme bağlanmasının tartışılması gerektiğini ifade etti.

Çiftçinin daha fazla verim almak amacıyla giderek daha fazla gübre ve ilaç kullanmasının maliyetleri de artırdığını belirten Tan, üreticinin birim ürün başına kullandığı girdilerin artmasına rağmen ürünün katma değerinin aynı kaldığına dikkat çekti.

Bu noktada ziraat odalarının da daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini belirten Tan, ziraat odalarının yalnızca ÇKS işlemleri yapan kurumlar olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

“Çiftçiyi korumak, çiftçiyi yönlendirmek, çiftçinin haklarını savunabilmek” ifadelerini kullanan Tan, çiftçiye yönelik eğitim faaliyetlerinin artırılması gerektiğini vurguladı.

“Yapay zekâ tarımda müthiş katkılar sağlayabilir”

Röportajın teknoloji bölümünde ise Can Ata Tan, yapay zekânın tarım sektörünü ciddi şekilde değiştirebileceğini söyledi.

Özellikle iş gücü, sulama, ilaçlama, hastalık tespiti, gübreleme ve hasat süreçlerinde yapay zekâ ve akıllı tarım sistemlerinin önemli katkılar sağlayabileceğini belirten Tan, bugün traktör kullanacak operatör bulmakta dahi zorlanıldığını ifade etti.

Drone teknolojileriyle ilaçlamanın, akıllı uydu sistemleriyle ise tarla sürme, ekim ve hasat gibi süreçlerin daha otomatik hale getirilebileceğini belirten Tan, teknolojinin özellikle su kullanımında büyük tasarruf sağlayabileceğini söyledi.

Akıllı sistemlerin toprağın ve bitkinin gerçek ihtiyacını tespit ederek yalnızca ihtiyaç duyulan miktarda sulama yapabileceğini belirten Tan, aynı yaklaşımın ilaçlama için de uygulanabileceğini ifade etti.

Tan’ın verdiği örneklerden biri “zarar eşiği” oldu.

Uydu ve drone sistemleri sayesinde bitkilerin gelişiminin izlenebileceğini belirten Tan, hastalık veya zararlıların belirli bir seviyenin altında olması durumunda gereksiz ilaçlama yapılmasının önüne geçilebileceğini söyledi.

Gübre kullanımında da toprak analizinin önemine dikkat çeken Tan, üreticinin ezbere gübre kullanmak yerine toprağın gerçek ihtiyacını bilmesi gerektiğini ifade etti.

“Yapay zekâ tarımda müthiş şeyler katabilir” diyen Tan, ancak bunun için doğru verinin sisteme yüklenmesi ve teknolojinin doğru kullanılması gerektiğinin altını çizdi.

“Bir dönem daha devam edelim düşüncesiyle aday olduk”

Röportajın sonunda yeni dönem başkanlık adaylığıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Can Ata Tan, mevcut yönetim ve meclisle birlikte dört yıllık dönemi başarılı bir şekilde tamamladıklarına inandığını söyledi.

Borsa üyelerinin ve gıda üreticilerinin her birinin kendileri için değerli olduğunu belirten Tan, Borsa’nın bugün ulaştığı noktada asıl pay sahibinin bölge üreticisi ve ticaret erbabı olduğunu ifade etti.

Borsa yönetiminde görev almanın kendisi açısından maddi bir beklentiyle ilgili olmadığını belirten Tan, bu görevin kendisine farklı insanlarla tanışma, yeni bilgiler edinme ve bölgenin gelişimine katkı sağlama imkânı verdiğini söyledi.

Tan, “Bir dahaki döneme de bir dönem daha devam edelim düşüncesiyle aday olduk” diyerek yeni dönem için yeniden üyelerin karşısına çıkacaklarını açıkladı.

Seçim sonucunun herkes için hayırlı olmasını dileyen Tan, kazanan ve kaybedenin ötesinde Borsa’nın ortak bir değer olduğuna dikkat çekerek sözlerini şu mesajla tamamladı:

“Hep beraber yine yola devam edeceğiz. Umarım Borsamız bu vizyonla, bu edinmiş olduğu kültürü daha da iyi yere götürerek devam eder.”

error: İçerikleri kopyalamak yasaktır !!