Geçen hafta Bandırma tam anlamıyla ülke gündemine düştü diyebiliriz. Önce Belediye Meclisindeki gerginlik daha sonrasında da Ak Parti İlçe Teşkilatındaki “ YAKARIM “ sözleri ile Bandırma ulusal medyanın ilgi odağı haline geldi. Meclisteki gelişmeleri değil ama yerel basın olarak Ak Parti Teşkilatında söylenen sözlerin üzerine birkaç laf etmek gerekir diye düşünüyorum. Basın özgürdür kimse basının yazacaklarını basın etiğine uygun olmak şartıyla sorgulayamaz. Kimse bir anlık öfke patlaması ile de olsa basını tehdit edemez. Ben bu sözleri asla kabul etmiyorum ve kınıyorum. Benim bulunmadığı bir ortamda gelişen olaylar içinde daha fazla ahkam kesmiyorum.
Gelelim tehditlerin yaşandığı basın toplantısına!!! Basın toplantısı diye yazdım ama sadece adı basın toplantısı… Ak Parti İlçe Teşkilatı olarak basın toplantısının ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini bilmiyorsunuz. Sizler basın toplantılarını hatibin alkışlanarak egolarının okşandığı toplantılar olarak algılıyorsunuz. Basın toplantısı adından da anlaşıldığı üzere basının katıldığı toplantılardır. Bu toplantılara basın açıklamasını yapacak kişi bir de bir iki yönetici katılır. Hatip sözünü bitirir basın soru soracak ise sorusunu sorar. Bundan sonra da gazeteciler basın açıklaması ile ilgili olarak haberlerini kendi yayın organlarında haberleştirir.
Peki… Sizin toplantınızda kaç kişi vardı? Zaten ufacık olan salonunuz basın mensupları gelmeden ağzına kadar doluydu. Gelen basın mensupları için üyelerinizden rica minnet yer vermelerini istediniz. Oturanımızda oldu ayakta kalanımızda oldu. Çekim yapacak gazeteciler zorluk yaşadılar. Daha basın soru sormaya fırsat bulamadan üyeleriniz sahnedeki yerlerini aldılar. Sonuç, yöneticilerin üyelerle karşı karşıya gelmesiyle yaşanan skandal görüntüler. Kimse kusura bakmasın, üyeleri salona doldurursanız, adına basın toplantısı derseniz başınıza bunlar gelir. Umarım akıllanırsınız !!! Basın toplantılarını adına yakışır şekilde yaparsınız.
Birde, bu olayların basın camiası tarafından irdelenmesi, sorgulanması ve dersler çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. İğneyi birilerine batırırken, çuvaldızı da unutmamak gerekir. Şöyle ki; Bir milletvekili basın toplantısına 15 dakika geç kaldı diye toplantıyı terk eden, dışarıda tepkilerini gösteren, hayatında ben kimseden özür dilemem diyen Büyükşehir Belediye Başkanına özür dileten, Kaymakamlık binasında kendilerine basın odası hazırlanan günlük gelişmeleri bilgisayarlardan takip eden saygın yerel basın iken şimdi neden itilen kakılan, tehdit edilen, saygınlığı dibe vurmuş bir camia haline geldik sorusunu hepimiz kendimize sormamız gerekmiyor mu? Hiçbirimiz bu sorumluluktan kaçamayız. Hepimiz bu camianın birer mensubuyuz. Birileri bizi “ Yakarım “ diye tehdit ediyorsa belki de bizler gerçekten yanmayı hak ediyoruzdur.
Bu noktada kurum ve kuruluşlardan mutlaka basın listelerini yenilemelerini bekliyorum. Bu konuda cemiyetlerde üzerine düşeni yapmalıdır. Eline telefonu alan gazeteciyim diyorsa, yemekli kahvaltılı toplantılara 40 gazeteci !!! katılıp sadece 4-5 gazeteci haberi geçiyorsa !!!!!? Nazım Usta’nın dediği gibi ; söylemeye de dilim varmıyor ama kabahatin çoğu senin canım kardeşim……
