Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya

Gerçek güç, yok etmek değil; yaşatmaktır

Bandırma Emekçi Kadın Platformu Bileşenleri, bir araya gelerek İsrail ve

Bandırma Emekçi Kadın Platformu Bileşenleri, bir araya gelerek İsrail ve Amerika’nın İran’a karşı başlattıkları saldırıları kınadılar. Kapalı Çarşıda toplanan Bandırma Emekçi Kadın Platformu bileşenleri adına basın açıklamasını İpek Çetinkuş okudu.

8 Mart’a girerken, dünyanın dört bir yanında kadınlar eşitlik, adalet ve yaşam hakkı için ses yükseltirken; biz bir kez daha hatırlatıyoruz, hiçbirimiz aptal değiliz. Hepimiz durumu görüyoruz diyen Dönem sözcüsü İpek Çetinkuş ” Bugün gündem son derece basit: Pedofili bataklığındaki Epstein rejimiyle, soykırımcı rejimin sadece İran’a değil, bütün bölgeye dayattığı bir savaştan söz ediyoruz. Kaba yalanlarla başlatılan ve yürütülen bir savaş.

Amerika’nın hegemonyasını kabul edenler bakıyorsunuz “makul devlet”, “makul rejim”; reddedenler “terör devleti”, “terör rejimi”… Yok böyle bir şey. Savaş bir kader değildir. Savaş bir “zorunluluk” değildir. Savaş, bilinçli bir tercihtir. Ve bu tercihin bedelini her zaman kadınlar ve çocuklar öder. Silahların gölgesinde kurulan her siyaset, en çok evlerin içini karartır. Bombalar sınır çizmez; annelerin yüreğine düşer.
Füzeler haritaları değil, çocukların geleceğini parçalar. Ama savaşın yükünü omuzlayanlar yoksullar, emekçiler ve kadınlardır. Biz bu düzeni tanıyoruz. Savaş erkek egemenliğinin en örgütlü halidir. Savaş; erkek egemen yönetimlerin en kanlı aracıdır. Kadın bedenini savaş ganimeti gören zihniyeti, yoksulluğu derinleştiren ekonomik ambargoları, halkları birbirine düşmanlaştıran politikaları, kışkırtmaları reddediyoruz.
Hiçbir iktidar kendi krizini savaşla örtemez.

Yaşam hakkı tartışmaya açık değildir. Yaşam hakkı herkes içindir. İran – İsrail – Amerika Birleşik Devletleri arasındaki her gerilim yalnızca diplomatik bir kriz değildir. Bu gerilim; göç yollarında savrulan kadınlar, yıkılmış kentlerde çocuklarını korumaya çalışan anneler, sessizce büyümek zorunda bırakılan çocuklar demektir. Savaş kararlarını alanlar çoğu zaman en güvenli sığınaklarda veya masaların başındadır;
ama sonuçlarını yaşayanlar enkazın altındadır Bu kararları alanlar mezarlıkları genişletenlerdir. Hiçbir devlet, “güvenlik” adı altında başka bir ülkenin egemenliğini yok sayamaz. Egemenlik hakkı herkes içindir. Egemenlik Evrenseldir. Barış, güçlülerin lütfu değil; halkların hakkıdır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü bugün daha yüksek sesle hatırlıyoruz: “Yurtta sulh, cihanda sulh.” Bu söz yalnızca bir dış politika ilkesi değil; aynı zamanda insanlığın ortak vicdan çağrısıdır. 8 Mart’a girerken biz kadınlar, yalnızca eşitlik değil; savaşsız bir dünya talep ediyoruz.
Şiddetin normalleşmediği, çocukların korkuyla değil umutla büyüdüğü bir gelecek istiyoruz. Biz savaşı değil barışı örgütlüyoruz. Yıkımı değil yaşamı savunuyoruz. Silahlar sussun, diplomasi konuşsun. Çünkü gerçek güç, yok etmek değil; YAŞATMAKTIR.” Dedi.