Toplumun gizli zehri olan çıkar ve menfaat ilişkileri, tarih boyunca güçle birlikte otoritenin olduğu her yerde varlığını sürdürmektedir. Kısaca yalakalık olarak da bilinen bu kavram, kişilerin karşılıklı çıkar sağlamak amacıyla kullandıkları bir durumdur.
Genelde iş ve siyaset dünyasında sıkça görülen çıkar ilişkileri son zamanlarda öyle bir hâl almıştır ki kimin eli kimin cebinde, kim kiminle hangi masada neleri paylaşıyor belli değildir. Eskiden bir duruş, bir ideoloji vardı; şimdilerde ise karşılıklı menfaatler var. O parti, bu parti; o iş, bu iş hiç fark etmez. Yeter ki işin içinde çıkar ilişkileri olsun.
Gündüzleri bel altı, bel üstü kavga etseler de akşamları lüks restoranların kuytu masalarında gelecek planlaması yaparlar. Ne yazık ki koca koca adamlar sadece kendi çıkarları için her türlü çirkinliği yapmaktadırlar.
Ancak şu bir gerçek ki son günlerde çıkar ilişkileri artmış gibi görünmektedir. Peki bu işler niçin bu kadar gündeme gelmeye başladı? Neden insanlar kendi değerlerini, onurlarını bir kenara bırakıp başkalarının ayaklarına uzanmayı tercih ediyorlar? Sırf kişisel çıkarlar için dünya görüşleri uyuşmasa da biat kültürünü normal sayıp liyakat, adalet ve eşitlik gibi değerleri görmezden geliyorlar.
Çıkar ilişkilerinde sen ben yoktur. Ortaya bir hedef konur; bu hedefe ulaşmak için her yol mübah sayılır. Evet, bugün gelinen noktada çıkar ilişkilerinde son durak diye bir şey yoktur; tek bir hedef vardır: güce yakın olmak.
İlkeler, toplumsal hassasiyetler, etik değerler o meşhur çıkar ve menfaat amaçlı masalarda birer birer feda edilir. Yalnız şu unutulmasın ki başkalarına dayanarak yükselenler, o dayanak çekildiğinde en sert şekilde yere çakılırlar.
Onurla yürümek varken menfaat için boyun eğmeyi tercih edenler, tarih önünde her zaman ezik duruşlarıyla anılacaklardır.
Serhat Ozar
