Balıkesir siyasetinde son günlerin en çok konuşulan konusu, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın AK Parti’ye geçip geçmeyeceği meselesi.
Kulislerde konuşulanlar, yalanlamalar, verilen mesajlar ve Ankara’dan gelen satır arası ifadeler…
Hepsi üst üste konulduğunda ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek duruyor: Bu tartışma boşuna yapılmıyor.
Önce şunu net söylemek gerekir.
Bu yazı bir temenni ya da yönlendirme değil; sahadan, gözlemden ve siyasetin acımasız gerçeklerinden süzülen bir analizdir.
Ahmet Akın, Balıkesir’de sadece bir belediye başkanı değildir. Kuvayi Milliyeci bir ailenin torunu olarak bu şehrin hafızasında karşılığı olan bir isimdir.
Bugüne kadar siyasette kendine özgü yaklaşımıyla bıraktığı izler, partiler üstü bir zeminde değerlendirildiğinde kolay silinecek cinsten değildir.
Tam da bu yüzden atacağı her adım, yalnızca kendi siyasi geleceğini değil, Balıkesir’in önümüzdeki yıllarını da doğrudan etkileyecektir.
Gelelim işin can alıcı noktasına…
Balıkesir yerinde saymayı hak etmiyor. Büyükşehir statüsünde bir kentin, merkezi yönetimle uyumlu olmadan yol alması mümkün değil.
Büyükşehir ile Ankara arasındaki bağ zayıf olduğunda, hizmetlerin mutlaka bir ayağı eksik kalıyor.
Bunu son yıllarda Balıkesir defalarca yaşadı.
Bugün kentin temel sıkıntısı da tam olarak burada düğümleniyor.
Bir diğer gerçek ise, Ahmet Akın’ın partisi içindeki yalnızlığıdır.
Evet, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde CHP Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. Ancak Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiği günden bu yana, kendi partisi ve yerel teşkilatları tarafından yeterince sahiplenilmediği artık gizlenemiyor.
Bunu görmek için uzun analizlere gerek yok. Sahaya bakmak yeterli. Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli’nin etkinliklerinde CHP’nin örgüt kadroları adeta tam kadro yer alırken; Ahmet Akın’ın büyükşehir programlarında aynı tabloyu görmek mümkün olmuyor.
Zaten bu durumu da CHP kadrolarının gözlerinin içine baka baka bir değil, 3-4 kez yüksek sesle dillendirdi Ahmet Akın.
Bu durum, kulislerde fısıldanan “yalnız başkan” tanımını maalesef doğruluyor. İşin özü, şu an ki tabloya bakıldığında Ahmet Akın ile CHP arasındaki doku uyuşmazlığı aleni görülüyor!
Bugün gelinen noktada Ahmet Akın, hem birbirinden kopuk A Takımının sergilediği yönetim anlayışının hakim olduğu Büyükşehir Belediyesi’nde hem de kendi partisinin içinde yalnız bir figür haline gelmiş durumda.
Akın, bugüne kadar en büyük darbeyi muhalif partilerden değil, kendisine yakın gördüğü isimlerden aldı ve almaya da devam ediyor.
Üzerine bir de son yaşanan “imar, nüfuz kullanma operasyonu” ve belirsizlik eklenince bu yalnızlığın daha da derinleştiği görülüyor.
Belki de Umre dönüşü yaşanacak bir değişim; son operasyonun adeta tuz biber ektiği, her hâliyle canını daha da sıkan bu sürecin ardından, hem Ahmet Akın’a hem de ‘10 numaralı şehir’ Balıkesir’e iyi gelecektir.
Siyasette bazen bir yol ayrımı, yalnızca kişinin kendisi için değil; temsil ettiği şehir için de bir zorunluluk haline gelir.
Benim kişisel kanaatim nettir:
Ahmet Akın’ın, sağduyulu bir değerlendirme yaparak AK Partili bir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yoluna devam etmesi; hem kendi siyasi birikimini heba etmemesi hem de Balıkesir’in kaybettiği ivmeyi yeniden kazanması açısından gerçekçi bir seçenek olarak durmaktadır.
Bu bir “geçiş” meselesi değil, bir devamlılık meselesidir.
Balıkesir’in hizmete, yatırıma ve güçlü bir merkezi uyuma ihtiyacı vardır. Siyaset kişisel kırgınlıklarla değil, şehirlerin geleceğiyle yapılır.
Ve son söz şudur:
“Ahmet Akın, yalanlamaktan bıkmadı, siz yazmaktan” demeyin!
Siyasette 24 saat bile çok uzundur.
Balıkesir ise artık beklemeye tahammülü olmayan bir şehirdir.
Selâmetle
