TOPU PATLATAN PARASINI ÖDER!.. - Bandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz OlsunBandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz Olsun

SON DAKİKA

TOPU PATLATAN PARASINI ÖDER!..

Bu haber 29 Mayıs 2020 - 14:45 'de eklendi ve 3.312 kez görüntülendi.

Geçen günlerin birinde tarihi okullarımızdan eski ŞMG binasının önünden geçiyordum…Birden anılarıma  yakalandım…Gözlerim şimdi  kapalı spor salonu ile kaplanmış bahçesine gitti…Kaplanmış diyorum,çünkü daha evvelinde toprak minyatür  bir saha vardı yerinde …Bir tarafta  askeri binanın(şimdi sağlık lisesi)arka cephesi,diğer tarafta kum havuzu ve spor aletlerinin bulunduğu okulun giriş kapısı yer alıyordu bizim zamanımızda…

Mika,lastik top ne bulursak!..

Lise bayırını soluk soluğa çıkardık sahada yer kapmak için..Akşam serinliğinde saha büyüklerindi…Mika,lastik top ne bulursak oynardık…Siboplu futbol topları bile çok lükstü çocukluğumuzda…Okuldan çıkar çıkmaz yine mahalle maçlarına kaçardık o yıllarda…

Sütten oyuncular bile vardı…

Mahalle maçları deyip geçmeyin…Bu maçların da kendine has kuralları vardı…Beşe beş 10 kişi ile oynanırdı…Takımlar iyi oyuncular tarafından attım attım ile alınır;her kaptan iyi oynayanları kendi tarafına almaya çalışırdı…Eğer sahada bir kişi artarsa o sütten futbolcu olur;bir devre bir takımda,diğer devre öbür takımda oynardı…

Top benim!..Ama Şevki’yi oynatmayacağım!..

Topun sahibi havalıydı..İyi oynasın,oynamasın takımdaki yeri garantiydi..Zaman zaman bazı iyi  oyuncuların bile oynamasına izin vermezdi!. .”Maç yapacağız ama Şevki’yi benim topumla oynatmam!..” gibi…

 “Patlatan öder!.. Anlamam!..”

Maç başlar…Bir sürü yazılı olmayan kurallar arka arkaya gelirdi..Kale direkleri taş parçalarından oluşurdu…Kaleye atılan şuttan  gol olup olmadığı konusunda şüphe duyulursa savunma yapan taraf “taş üstü”,”aut” diye itiraz ederdi..Topa abanmak yoktu..Defansta oynayan Hayrullah  topun sahibi olarak daha baştan “Topu patlatan öder!.”ikazını yapardı…ŞMG Lisesinin bahçesi bizim için bir altyapı  sahasıydı..Özgürce oynayıp,yeteneklerimizi geliştirdiğimiz bir oyun alanıydı..Maçlarda tek pası en mükemmel olarak  sahayı çeviren duvarlar oynardı!…

“Pisburun yok!.”

Oyunda “pisburun”yasaktı..Topu dışarı kaçıran(saha dışına)kendisi alırdı..Okul hademeleri bizleri bahçeye sokmaz;hademe gelince  topu unutmadan sahadan savuşurduk..Kale taşlarının arası 9 adımdı..Kaleleri ayarlarken Ali,son adımlarını küçük atar,kalemizi adeta gol yemez hale getirirdi!..Rahmetli Osman ağır ama çok teknikti..Müthiş asistleri vardı..Duvar paslarımı ve teknik kapasitemi ŞMG lisesinin bahçesine borçluydum.diyebilirim…

Soluğu Sunullah’taki meydanda alırdık!..

Çocukluk işte..Hiç ŞMG yeter mi?Fırsat bulur bulmaz bazı günler de bugün Pazartesi pazarının kurulduğu meydanda soluğu alırdık..Kaldırım taşları arasında seken lastik toplara vurmak  hiç te kolay olmazdı…Bir arka sokakta rahmetli Zülfüler,Mamunlu İsmailler,Enislerle birlikte bugün Jandarma’nın  bulunduğu çayırlığa gider,Paşabayır gençleri ile kıyasıya maç yapardık…Rahmetli Vahdet Ağabeyler ve Çal Hasanlarla orada tanıştığımı hatırlıyorum…

Mahalle maçlarında top bazen  park halindeki arabaların altına kaçar,top son olarak kimin ayağından çıkmışsa  arabanın altına girip topu almak ta o arkadaşa düşerdi!…Sosyal ilişkilerimizi futbol ile geliştirirdik…Takım oyunu belası en azından o yıllarda yoktu…Oynadığımız maçlarda yeteneklerimizi özgürce sergileme imkanını bulurduk ..Hem de büyük keyif alarak…

Günümüzdeki gibi sıkıcı 10 dakika tur atmalar,15 dakika ayak içi pas çalışmaları yerine tüm kazanımları maç içersinde oynaya oynaya yakalardık…Türkiye Şampiyonası’nda  son 12 takım arasına kalıp Isparta’ya Cici Burhan’ın duaları,Hilmi Kiremitçi’nin  aktardıkları ve daha çok kendi yeteneklerimizle gitmiştik..O yıllar Tanju Çolak’ın da  Antalya’da Samsunspor Genç takımı formasını giydiği yıllardı…Sanırım 74-75 yıllarıydı…

Binaların yükselmesi oyun alanlarını yok edince mahalle maçları  da sona ermiş oldu..Yetenekli çocuklar  çoğu beton zeminli halı sahalara gitmek zorunda kaldı…Yetenekler oyun özgürlüklerini kaybetti..Diplomayı kapan bu işe soyunur oldu…FİFA  tehlikeyi anlamış olacak ki 2006 yılında almış olduğu yerinde bir kararla Dünya Sokak Futbol Turnuvasını Berlin’de düzenledi..Çünkü artan nüfusa karşılık futbol dünyasına yetenekler bir türlü gelmiyordu.!.Faturayı kimse üstlenmiyor;Hocalar topu tesislere,Yöneticiler topu parasızlığa,veliler de çocuklarının şanssızlığına atıyorlardı!…

Bizim zamanımızda da tesis yoktu..Hoca yoktu..Milli takıma yükselmiş Halil Ibrahim de rahmetli Soner Ağabey de Malzemeci Salih’in yaktığı kazandan  gelen sıcak suyla duşlarını alıyorlardı..Saha kışın çamur deryası olup,yazın ise derilerimize batan kömür tozlarıyla doluydu..Cavit ,Pıy Ahmet,Gol kralı Özer Umdu,Vahdet,Erkal,Küçük Hasan  hep mahalle aralarından,mahalle maçlarından yetişmişlerdi..(İsmini sayamadıklarım beni bağışlasınlar..)

Bir yerde eksiklik vardı ama neredeydi?..

Çocukluğumuzdaki  mahalle maçlarının kıymetini şimdi daha iyi anlıyordum..

Mırıldanmadan da edemiyordum…”Kasti faul yapma lan!..”,”Top benim oğlum!İstediğimi oynatırım!..”,”Hakeme gözlük..Eline sözlük!..”,”Abanma yok!..”,”Duvardan gol olmaz!…”,”Akşam ezanı duyulunca maç biter!..”,”Bel üstü gol değil!..”, Yazı tura para ile değil,taşla yapılır,taşın tek tarafı tükrüklenir,diğer tarafı kuru bırakılırdı!..

Daha ne diyeyim..Akşam karanlığında top görülmez oluncaya kadar oynardık..Üstelik topu patlatanın parayı ödeyeceğini bile bile…

Bandırma Web Tasarım

Tercüme Bürosu

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Grand Asya Hotel