OKEY TAŞLARININ GÜRÜLTÜSÜNDE, KAHVEHANELERDE SEÇİM PROPAGANDASI

14 Mayıs Genel Seçimlerine az bir süre kaldı. Yaklaşık 35 gün… Ardından biraz dinlenerek ülkece yerel seçim ortamına gireceğiz. Ülkemizin hemen hemen her yerinde olduğu gibi Bandırma’da da partilerin seçim çalışmaları başladı. Her seçimde klasik olarak gördüğümüz seçim çalışmaları kapsamında partilerin kadın kolları ve gönüllü bayanlar mahalle ve ev bazlı çalışmalar yapıyor, akşamları ise Ramazan ayında olmamız nedeniyle Teravih Namazı’nın ardından kahvehane ziyaretleri yapılıyor. Ev ziyaretleri isabetli bir propaganda olsa da ulaşılabilen insan sayısına bakıldığında düşük verimli bir çalışma modeli olarak değerlendirilebilir. Kahvehane ziyaretleri ise artık neredeyse verimsiz bir hal almış durumda. 1980’li 90’lı yılların seçim çalışmalarında kahvehaneler önemli bir propaganda alanıydı. Kapalı mekanlarda sigara yasağı olmaması, iletişim ve haber alma araçlarının gazete ve televizyonlarla sınırlı kalması nedeniyle kahvehaneler siyasilerin halka hitap noktasında önemli bir yer vasfına sahipti. Fakat günümüzde artık bu propaganda tarzı etkisini büyük ölçüde yitirdi. Tabi bunda partilerin de hataları var diyebiliriz. Öncelikle yaşamakta olduğumuz bu seçimi baz alırsak, belli bi süresi Ramazan Ayı’nın içerisinde geçirilecek olan seçim çalışmaları bu nedenle akşam Teravih namazının sonrasında yapılabiliyor. Tüm gün neredeyse boş olan kahvehaneler, akşam iftar sonrası dolmaya başlayarak, teravih namazının ardından doluluk noktasına ulaşıyor. Ama bu kez de vatandaşlar okey gibi çeşitli kahvehane oyunlarını oynayıp bir iki saatini geçirmeyi tercih ediyor. Tam o esnada da içeriye giren siyasetçilerde öncelikle masaları tek tek dolaşıp, el sıkıp, ardından öncesinde kendileri için hazırlanan masaya geçerek, bir iki kelam ediyor ahaliye. Fakat okey taşları gürültüsü altında bir de ses tertibatı yoksa, hitap eden siyasetçi bile inanın kendi dediğini duyamıyor. Yapılan en klasik hatalardan biri de propaganda için gidilen kahvehanelerin “Boş kalmasın, kötü görüntü vermeyelim” endişesiyle “taşımalı partililer” tarafından doldurulması. Bu her partide olan bir olay. Fakat masada hitap eden siyasetçinin yanı, çevresi kendi partilileri tarafından doldurulunca o siyasetçi sürekli kendi partililerine hitap etmiş olmuyor mu? Hangi kahvehanede siyasetçiyi en ön masadan dinleyebilen bir vatandaş görebiliyorsunuz? Siyasetçiler burada alacakları olası tepkilerden mi çekinerek böyle bir yolu tercih ediyorlar bilemiyoruz! Buradan Bandırmalı siyasetçilerin dikkatini çekmek istediğimiz bir-iki konuyu da iletelim. Kahvehanelerde ya da vatandaşların topluca bulunduğu ortamlarda eğer vatandaşlara hitap ediyorsanız lütfen ilk önce temsil ettiğiniz partilerin listelerinde “Seçilebilecek sıralardan” BANDIRMALI adaylar çıkarın! Sonra da konuşmalarınızda genel siyaset yerine “Bandırma’ya” ne yapacağınızı, neler kazandıracağınızı, Bandırmalıların hayatına nasıl dokunacağınızı anlatın! Yoksa zaten Genel Başkanlarınız ve Cumhurbaşkanı Adaylarınız genel siyaseti her daim yapıyor. Onların klasikleşmiş cümlelerini kullanmanıza gerek var mı? Bir milletvekili adayı olarak projelerinizi ve yapabileceklerinizi anlatın ki, vatandaşlar da bu şekilde sizi değerlendirip oy versin! Kolay yolu seçmeyin! Bir diğer konu ise kentimizde ne yazık ki siyasetçi – basın diyaloğu tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Tabi bunda sosyal medyanın payı çok büyük! Eski seçimlerde milletvekili adayları seçim çalışmalarında günlük programlarını basınla paylaşır, bu programları takip etmek isteyen basın mensupları da çalışmalara katılarak, o ortamları kendi gözleri ile görüp yorumlardı. Fakat günümüzde bunun yerini her adayın önceden anlaştığı fotoğrafçılar, sosyal medya sorumluları ve kameramanlar aldı. Görsel malzemeleri sağlayan bu kişiler aynı zamanda müzikli, marşlı, sosyal medya paylaşımlarını da organize ederek adayların seçim çalışmalarını halka duyuruyor. Bazı basın kuruluşları da bu paylaşımlardan elde ettikleri fotoğraf ve görüntülerle haberlerini yapıyor. Tabi o seçim ortamında nelerin konuşulduğunu, vatandaşların adaya olan tepkisini, ya da desteğini, gidilen ortamda kaç vatandaş, kaç taşımalı partili olduğunu bilemeden. Tabi bu aslında siyasetçilerinde işine gelen bir durum kimi zaman! Oluşabilecek bir tepkiyi, sorulabilecek bir soruyu, ya da bir gerilim ortamını “Amannn Gazeteciler duymasın” formatında sosyal medya paylaşımlarında herşeyi güllük gülistanlık göstererek örtme gayreti içerisine giriyorlar. Ama unutuyorlar ki günümüzde artık her cep telefonu olan vatandaş kendi çapında bir gazeteci aslında! Bir cep telefonu aynı zamanda bir telefon olduğu kadar bir fotoğraf makinesi, bir kamera, bir ses kayıt cihazı ve bir sosyal medya paylaşım cihazı olarak kullanılıyor günümüzde. İşte bunları unutan bazı siyasetçilerin de basın akıllarına o zaman geliyor! Ne yapalım bizler işimizin başındayız. Gerisi siyaset yolunda koşturanlara kalmış! Her şeyden öte 14 Mayıs seçimleri ülkemiz açısından hayırlı uğurlu olsun. Hak eden kazansın!