Nefis öyle bir mahluktur ki!... - Bandırma Şehir | Yaşadığınız Şehirden Haberiniz OlsunBandırma Şehir | Yaşadığınız Şehirden Haberiniz Olsun

SON DAKİKA

Nefis öyle bir mahluktur ki!…

Bu haber 18 Aralık 2013 - 12:18 'de eklendi ve 2.074 kez görüntülendi.

Vakti boşa geçirmektense, yalnız bir yere çekilip zikirle, fikirle meşgul olmak çok faydalıdır.
Bir taşı cevher diye bir vitrine koymuşlar değil mi? Değersiz insanları da Hazreti-i Allah çok değerli olan cennet-i ala’ya koymuyor. Onun için hiçbir an boş vaktimiz olmamalıdır.
Mesela bir toprakta maden var. İnceden inceye uğraşılmazsa; toprak çok, maden az; kim uğraşacak bununla deyip bırakılırsa o çok kıymetli maden topraktan ayrılmaz.
İşte bunun gibi Hakk Celle ve Ala Hazretleri bir insana manevi bir cevher koymuşsa, o cevheri meydana çıkartmak lazımdır. Nefisle mücadeleden gaye budur. Yani nefsi tortulardan süzme, hülasasını meydana çıkartmak ve insani nefis haline getirmektir.
Nefis öyle bir mahluktur ki, bir noktaya gelinceye kadar Hazret-i Allah’a bile karşıdır. Mücadelede galip gelen bir insan Hazret-i Allah’ın lütfü keremi ile onu mezara gömer. Nefis bu arada işine gelmeyen bir hal oldu mu, hemen feveran etmek ister. Onun hilesinin sızmadığı yer yoktur. Fakat Hazret–i Allah insana o kuvveti verdiği için “Sen dur ben seni şimdiye kadar uğraştım yeni gömdüm, kıpardamaya çalışma” der. Artık gelen bütün ilk uyarılar nefse gelir, nefis eziyet gördükçe ruh ferahlık bulur.
Biz o hale gelmediğimiz için ilk gelen uyarılar hiçbir zaman hoşumuza gitmez. Gömmedikçe nefisten rahat edilmez. Gömüldükten sonra yine tehlikelidir. Üzerinde kabir taşının daima bulunması lazımdır. Kabirden çıkar gibi yerden çıkar ve yapacağını yapar. Nefsi öldürmek başka gömmek başkadır. Allah’ım şerrinden muhafaza buyursun. (Ömer Öngüt, Sözler ve Notlar 1’den Hakikat Yayıncılık)

Ölünün arkasından feryat ile
ağlanmaz

Ölü evde bulunurken, taşınırken, ölünün arkasından feryat ile ağlamak, çıprınmak yaka yırtmak mekruhtur. Gözyaşı dökerek ağlamakta kalben mahzun olmakla bir bais yoktur.
Hadis-i Şeriflerde şöyle buyurmaktadırlar. “İki şey vardır ki onlar bir insanda bulunursa küfür sıfatlarından sayılır. Birisi nesebi sahih olan bir kimseye veled-i zina, yani piçtir diyerek iftira ve bu suretle kendisni rezil ve mahcub etmek. Diğeri vefat etmiş bir kişinin özellik ve sıfatlarını şiir ve nesir yoluyla sayıp dökerek ses ile ağlamaktır (Buhari)
Şüphesiz ölü, dirilerin ses ile olan ağlamalarından sıkıntı çeker, azab duyar. (Buhari)
Ölüler için sesli ağlayanlar kıyamet gününde iki saf üzerinde tertib olunurlar. Saffın birisi azab görenlerin sağında diğeri solunda uğursuz yerlerini alırlar. Ve köpeklerin bağırışı gibi bağırarak, havlayarak cehennem ateşinin alt basamaklarına sevk olunurlar. (Buhari)
İki ses vardır ki, bu seslerin sahibi iki cihanda mel’un yani rahmet-i Hakk’tan mahrumdur. Birisi sevinç anında düdük ve zurna birisi musibet zamanında feryad ile ağlamak sesidir (Ebu Davud)
Musibet için sesli ağlayan ve dinleyenlere Cenab-ı Hakk lanet etsin (Nesai)
İşte bunun için matemde bulunmak caiz olamaz.
“Ölüler için başına yüzüne vuran, üstünü başını yırtan cahiliyet adeti üzere yas tutan bizden değildir (Buhari, T,Sarih : 641)

Cenaze törenleri nasıl olmalı?

Cenaze törenlerinin vefat eden kimseye karşı yerine getirilmesi gereken son bir görev olması yanında, yaşayanlara yönelik ölümü hatırlamak, ahireti düşünmek ve ibret almak gibi hikmetleri vardır. Bu konuda milletimiz, ölen kimselerin cenazelerine katılarak onlara karşı son görevlerini yerine getirmek için samimi bir gayret göstermektedir. Bununla birlikte son yıllarda cenazelerde bağırıp çağırmak, yüksek sesle ağlamak, ölen kişileri alkışlamak, slogan atmak, ıslık çalmak, zılgıt çekmek gibi dini milli ve örfi hiçbir dayanağı olmayan bazı şımarıklığın görmemişliğin eseri olan adet ve uygulamaların ortaya çıktığını da üzülerek müşahade etmekteyiz.
Halbuki İslam dini, Yüce Allah’ın eşref-i mahlukat olarak yarattığı insanın dirisine gösterilmesi gereken saygının ölüsüne de gösterilmesini istemiş, cenaze işlemleriyle ilgili olarak bazı kural ve prensipler getirmiştir. Bunlar, vefat hadidesi gerçekleşince defin işlemlerinin geciktirilmemesi, ölünün bir an önce yıkanması, kefenlenmesi, namazının kılınması, kabre doğru götürülürken sükunet içinde kalben (sessizce) zikir, tekbir ve tefekkürle cenazenin takip edilmesi, toprağa verilmesi ve ölü için dua edilmesidir.
Bu nedenle cenaze törenlerinde hazır bulunanların sükunet ve vakara riayet etmeleri, her türlü gösteriş ve taşkınlıktan sakınmaları gerekir. Bu ölen kimseye gösterilecek saygının da bir gereğidir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Superiority inside the the watchmaking arena method will be the first step toward rolex replicas swiss made .