LAİKLİK DİN İLE DEVLET İŞLERİNİN AYRILMASI MIDIR? - Bandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz OlsunBandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz Olsun

SON DAKİKA

LAİKLİK DİN İLE DEVLET İŞLERİNİN AYRILMASI MIDIR?

Bu haber 05 Haziran 2020 - 10:49 'de eklendi ve 485 kez görüntülendi.

Laiklik konusunda bu ülkede çok yazılar yazıldı, çok nutuklar atıldı. En klasik olanı lakin en yanlış olanı kafalara kazındı ve ne yazık ki doğru olarak da literatüre geçti. Peki, neydi bu doğru olarak algılanarak kafalara kazınan yanlış olan tanım? “Laiklik Din ve Devlet İşlerinin Ayrılmasıdır “
Bu ülkede yıllarca bu tanımda ısrar edildi. Bu kökten yanlış olan tanıma karşı çıkması öncelikli gereken gerçek Atatürkçüler susarken, konuşan bilgi kirliliği yaratanlar salon Atatürkçüleri oldu. Bu yanlış tanım yüzünden laiklik hukuk düzeni ile ilgili bir yöntem olmaktan çıkarılarak bir din gibi ideoloji gibi algılanmaya başlandı. İşte tam bu aşama da laiklik, İslam karşıtı, dine alternatif bir olgu olduğu fitnesi siyasi İslamcıların elinde silah haline geldi. Allah ile aldatmayı şiar edinen bu kesim halkı “Ya laik olacaksın ya da Müslüman olacaksın “ikilemiyle karşı karşıya getirdi.
Oysa ki, devletin dini olamayacağı gerçeğini bu ülkede birileri hep unutturmak için çabaladı. Dev letin dini adalettir gerçeği fazla dile getirilmedi. Devletlerin dini olsaydı belki de en İslam’a yakın devletler Müslüman devletler değil, medeni İskandinav ülkeleri olurdu. Gerçekte din devletler için değil kişiler içindir. Laiklik kişilerin toplum içinde dinlerini özgürce yaşamalarını sağlar. Laiklik, kişilerin inanma ya da inanmama özgürlüklerini korur. Cumhuriyetin kazanımlarından belki de en önemlilerinden olan laikliğin çarpıcı tarifi bence “FARKLI DİNLERİN UYUMLU BERABERLİĞİNİ SAĞLAYAN KAMU ALANI TARAFSIZLIĞIDIR. “
Laiklik tanımı daha da açarsak vatandaşların başörtülerini rahatça takabilmeleri, Cuma namazlarına gidebilmeleri, alevi yurttaşların ibadetlerini Cemevlerinde yapabilmeleri ve Hristiyan ya da Yahudi vatandaşların bu ülkede kilise ile sinagoglara korkmadan gidebilmeleridir.
Bu ülkede genel olarak iki kesim Atatürk’ün din ile ilişkisi kesme adına çok çaba sarf ettiler. İlki Kuran’daki gerçek İslam’a karşı olanlar, ikincisi de dinin tümüne karşı olan kesimdi. Birbirleriyle 180 derece ters olan bu iki kesim ne hikmetse laikliğe karşı birlikte hareket etmekten çekinmemişlerdir. Kesimlerden biri dinin varlığından diğeri ise dinin gerçeklerinden rahatsız oldukları için Atatürk’ü dine karşı gibi gösterme çabası içine girmişlerdir. Bu art niyetli yaklaşımın temelinde Türkiye’nin yer aldığı coğrafi yapının çok etkili olduğunu düşünenlerdenim. Zira tüm emperyal güçlerin cirit attığı Ortadoğu’da bu güçler laik, demokratik ve çağdaş bir hukuk cumhuriyetini asla kabul etmezler. Onlar için uygun olan yönetebilecekleri krallıklar ve hanedan saltanatlarıdır. Kuran’ın şart koştuğu Beyat ve Şura’yı esas almayan bu Ortadoğu despot yönetimleri emparyalist güçlerin kuklası olma noktasında zirvededirler. İşte bu yüzden emperyal güçler Ortadoğu coğrafyasında Atatürk’ün kurduğu gibi laik bir hukuk devletine tahammül edemiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkma adına bazen PKK gibi terör örgütlerini bazen de dini değerlere sahipmiş gibi görünen Fetö tipi terör yapılanmalarına umut bağlıyorlar.
Bu oyunu bozma görevi gerçek Atatürkçülere ve Kuran’daki İslam’ı şiar edinenlere düşüyor. İşte o yüzden Atatürkçülüğü 29 Ekim’ler de vals yapmak olarak algılayan salon Atatürkçüleri Nutuk kitabını okumalı ve anlamalılardır. Emevi kalıntılarının dayattığı siyasi İslam’ı din sananlar ise Kuran’ı anladıkları dilde okumalı ve Arap örf ve adetlerini İslam olarak algılamaktan vazgeçmelidirler.

Bandırma Web Tasarım

Tercüme Bürosu

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Grand Asya Hotel