HANGİ BASIN DAHA ÖZGÜR? - Bandırma Şehir | Yaşadığınız Şehirden Haberiniz OlsunBandırma Şehir | Yaşadığınız Şehirden Haberiniz Olsun

SON DAKİKA

HANGİ BASIN DAHA ÖZGÜR?

Bu haber 30 Ekim 2015 - 13:34 'de eklendi ve 2.198 kez görüntülendi.

7 Haziran seçimlerini de kapsayan yoğun bir seçim dönemi atlattık son 4-5 ayda. Artık son 48 saat, belki de daha az. Millet sandığa gidecek, tercihini yapacak ve 2019 yılına kadar ülkeyi yönetecek siyasi tabloyu ortaya koyacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün söyledi. “2 Kasım sabahı çıkacak sonuca saygı duyacağız” dedi.

Aynısını tüm parti liderleri de deklare etmeli bence.

Tek başına gelebilecek bir iktidara da saygı duyulmalı, kurulabilecek koalisyon formüllerine de .

Sadece milletin saygı duymasını beklemek olmaz, siyasiler de saygı duymalı birbirlerine.

Eğer millet koalisyon derse, siyasiler de önce vatanı, milleti düşünerek daha ılımlı yaklaşmalı birbirlerine ve artık ne şartlarda olursa olsun bir hükümet kurularak “Yola devam” demeli Türkiye.

xxx

Basın da çok zor günler geçirdi bu seçim döneminde.

Bir kere baştan şunu ifade etmeliyim ki, basında herkese yaranmak, kendini dört dörtlük ifade etmek çok zordur. Biraz A partisini yazarsınız B partisi sempatizanları size “Taraflı” yaftasını yapıştırır. B partisini fazla yazarsınız bu kez tam tersi A partisi sizi yaftalar.

Hele ki seçim dönemlerinde.

Bu çizgi öylesine hassaslaşıyor ki, kolayca yaftalanabiliyor insanlar.

Her partinin sempatizanları var bu ülkede.

Seçim döneminde her yönden örneklerini gördük bunların.

Hürriyet’e, Yeni Asır’a, Star’a yapılan saldırılar bunların en acı örnekleriydi sektörümüz adına.

Bir kaç fazla oy için ağızlarından çıkanı tartamayan siyasiler ve onların gazına gelen sempatizanlar.

Bu sadece bu dönemlerde olan bir şey de değil.

Cumhuriyet döneminden bu yana süregelen bir zihniyet bu.

Biraz araştırdım bu konuyu.

Mesela 19 Eylül 1939’da CHP tarafından devletin resmi haber ajansı olan Anadolu Ajansı’na şöyle bir yasak getirilmiş. “Kazım Karabekir’in beyanları dikkate alınmayacak ve ondan asla bahsedilmeyecektir.”

22 Mayıs 1940’ta dönemin Başbakanı Refik Saydam tarafından İstanbul’daki Gazete merkezlerine şöyle bir bildiri gönderilmiş. “Yabancı devlet reisleriyle icra heyetleri başlarında bulunan zevat hakkında itidalli karikatür yapılsın

10 Haziran 1940’ta Türk basın tarihine kara bir leke olarak düşmesi gereken ama maalesef günümüzde kimsenin hatırlamadığı bir yasak getirilmiş. Yasağı getiren Dahiliye Vekaleti (İçişleri Bakanlığı) Yasak 4 maddeden oluşuyor ve şöyle :

1- Anadolu Ajansı’nın haberlerinden başka haber yazılmayacaktır.

2- Sansasyonel başlık yapılmayacaktır.

3- Başmakale yazılmayacaktır.

4- İkinci baskı ve ilave yapılmayacaktır.

Durun daha bitmedi…

Tarih 3 Ağustos 1940. “Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Nadir Nadi’nin yazdığı makalelere hiçbir gazeteden hiçbir yazar cevap vermeyecektir” diye emrediliyor. Emir kimden? Dönemin Matbaa Umum Müdürlüğü.

Dönemimizde çok sıkça karşılaştığımız bir yasak örneği de yine 29 Ağustos 1941’de Emniyet Müdürlüğü’nden bütün gazetelerin baş yazarlarına gönderilmiş.  Gönderi şöyle;

Hatay’da 15 haydut, 3 otomobil soymuş, bir polisi öldürmüş, 2 kişiyi yaralamış ve 15.000 lira gasp ederek kaçmışlardır. Bu haber kesinlikle yazılmayacaktır.”

22 Mayıs 1942’de Başbakanlık’tan bir yasak var bu kez. “Türk rejiminden bu rejimin ideolojisinden gayrı, velev fikri tetkik namı altında dahi olsa başka ideolojilerden asla bahsedilmeyecektir”. Bu yasağı koyan da dönemin Başbakanı Refik Saydam.

Mesela öyle bir dönem hayal edin ki, devlet bazı ürünlere ZAM yapacak ama bu asla yazılmayacak.

Bakın tarih 10 Ağustos 1940. Matbaa Umum Müdürlüğü’nden yapılan tebliğ. “Otomobil yedek parçalarıyla lastiklerin bittiği, un stokunun azaldığı, mevye ve sebzeye yapılan zamlar asla yazılmayacaktır.

Yine dönemin Matbaa Umum Müdürlüğü adına İzzettin Tuğrul’dan tüm gazetelere 10 Ağustos 1940’ta giden bir tebliğ. Bu kez insanlar “DİN” konusunda uyarılıyor. Deniyor ki, “Gazetelerimizin son günlerdeki neşriyatı arasında dinlerden bahis yazı ve mütalaa, ima ve temennilere rastlanmaktadır. Bundan sonra dinler mevzuu üzerinde hiçbir şekilde hiçbir yazar en küçük bir yazı yazmayacaktır. Hali hazırda seri olarak yazılanlar da 10 gün içinde bitirilecektir.

Tarih 9 Ocak 1942. Vatandaşlara karne ile ekmek satışı yapılıyor. Ama Matbaa Umum Müdürlüğü bu konunun gazetelerde asla yer almayacağını ifade eden bir tebliğ gönderiyor gazetelere.

Çok ilginç bir örnek ile noktalamak istiyorum bu örneklerimi. Dönemin Başvekili, yani Başbakanı. TBMM’deki bir milletvekilinin konuşmasının görmezden gelinmesini tebliğ ediyor basına. Tarih 23 Aralık 1940. Mebus yani Milletvekili General Kazım Karabekir. TBMM’de bir beyanat veriyor gazetecilere. Başvekil diyor ki, bu beyanattan hiçbir şekilde gazetelerinizde bahsetmeyeceksiniz.

Bu örnekleri kafanızda bir canlandırın. Bu canlandırmaya göre bu yasaklara uyarak bir gazete tasarlayın kafanızda.

Gazete muhabiri tüm gün koşturmuş, terlemiş, yorulmuş, haberden habere gitmiş akşam gazeteye geliyor. Elinde ekmeğe yapılan zam haberi var, karne ile ekmek dağıtıldığına yönelik haber var, piyasadaki otomobil yedek parçalarının tükendiğine dair haber var. TBMM’de bir vekilin yaptığı beyanat var.

Yazı İşleri Müdürü diyor ki, HAYIRRR. BU HABERLERİNİ AT ÇÖPE!

Neden???

ÇÜNKÜ YASSAK…

Günümüzde ise Başbakan’a, Cumhurbaşkanına ya da bir parti başkanına ismi ile hitap etmek SERBEST,

Ailesine, annesine, karısına hakaret etmek SERBEST,

istediğin kişiye istediğin yaftayı yapıştırmak SERBEST,

Zamları, stokları, istenilen kişinin istenilen beyanatını yayınlamak SERBEST,

O zaman sormak gerekir, şimdiki basın mı daha ÖZGÜR, o zaman ki basın mı?

Saygılarımla..

Bandırma Araba Servisi

&nbps;

Bandırma Laptop Tamiri

Bandırma Web Tasarım

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Superiority inside the the watchmaking arena method will be the first step toward rolex replicas swiss made .