Filistin’de Yaşanan Soykırım Karşısında Avrupa Kültürü mü üstün? - Bandırma Şehir | Yaşadığınız Şehirden Haberiniz OlsunBandırma Şehir | Yaşadığınız Şehirden Haberiniz Olsun

SON DAKİKA

Filistin’de Yaşanan Soykırım Karşısında Avrupa Kültürü mü üstün?

Bu haber 19 Ekim 2013 - 13:43 'de eklendi ve 1.654 kez görüntülendi.

Osmanlı’dan sonra Filistin’de yaşanan soykırım. Haçlı seferlerinden asırlar sonra Osmanlı devlet hakimiyetinin sona ermesiyle beraber, bölge ikinci bir barbarlık ve soykırım dalgasıyla daha karşılaştı. “SİYONİST VAHŞET”… Göçmenlere daha fazla yer açabilmek için ne kadar Fazla Filistinli katledilirse k’ar düşüncesiyle hareket eden Siyonistler, Kudüs ve Filistin’i kana bulamaya şu parolayla ahdetmişlerdi. “Vatansız bir halk için halksız bir vatan!” (Alan R. Taylor – İsrail’in Doğuşu, Bas. İstanbul, 1992 s.1362)
Haganah, Irgun ve Stern gibi siyonist terör örgütleri, İsrail’in kuruluş sürecinde eylemlerde bulunup, her türlü insanlık dışı yola müracaat etmekten çekinmeyeceklerdi. Soykırımın en mükemmelini geliştirerek Filistin köylerini boşaltıyor, Yahudi göçmenlere yeni yerleşim alanları açıyorlardı.
… Terörün amacı apaçık ortadaydı; ya öldürüp yok etmek, ya tedhiş hareketleriyle kaçırtmak ya da hiçbiri olmazsa köleleştirerek yaşamaya mahkum etmek. Tel Aviv Belediye Başkanlarından General Shlomo Lahat, günümüze uzanan çizgide değişmeyen mevzu konusu “SİYONİST TAKTİĞİ” şöyel sloganlaştırmıştı. “FİLİSTİNLİ LER BU TOPRAKLARDA KÖLE OLARAK YAŞAMAYI KABUL EDİNCEYE KADAR KATLİAMI SÜRDÜRMELİYİZ”
Nitekim dediklerini de yaptılar; 1 Ocak 1948’de Filistin’de 600 bin Yahudi bunu iki misli Arap yaşarken, 1 Ocak 1950’de Arapların sayısını soykırım ve tehcirle 150 bine indirme konusunda başarılı oldular. Sonuç olarak muvaffak oldular, İsrail’in kuruluşundan Arap – İsrail Savaşı’na değin öz yırtlarından sürülen Filistinli mültecilerin sayısı 5 milyona ulaşacaktı. Kısacası Filsitin şirretlikte sınır tanımayan siyo nistlere eliyle koca bir kan gölüne, kabristana ve ıssızlığa dönüşen talihsiz bir diyar haline getirilecekti.
Günümüzde halen geçerliliğini yitirmeden Avrupa Kültürü mü üstün, Kızılderili Kültürü mü? tanımı hemen anında önümüze çıktığını hepimiz görürüz.
Bugün bile günümüzde “Kızılderililerin, yaşam tarzlarına barışseverlik, cömertlik, güvenilirlik ve eşitliğe duyulan hayranlık neden oldu. Ve bütün 17, 18 ve 19. yüzyıllarda, koloniciler arasında kendi rızasıyla yaşıyan hiçbir Kızılderili yokken, Kızılderililerle birlikte yaşamaya koşan beyazların çokluğunun sık sık söz edilen bir sorun olması manidardır. Benjamin Franklin’in sızlanarak daha önceki bir çok yorumcuya iştirak ediyordu. Bir Kızılderili çocuk bizim aramızda yetiştirildiği dilimizi öğrenerek adet ve törelerimize alıştırıldığı zaman bile, akrabalarını görmeye gidip ve onlarla bir kızılderili sohbeti yapınca artık onu geri dönmeye ikra etmek mümkün değildir.
Ama gerek kadın gerekse erkek olsun beyazlar küçük yaşta Kızılderililer tarafından esir alınarak onların arasında yaşadığı zaman dostları onları fidyeyle kurtarılmasına ve İngilizlerin arasında kalmaları için akla gelebilecek her türlü müşfikliği göstermelerine rağmen kısa zamanda bizim yaşam biçimimize doğal olarak onu destekleyen endişe ve acılarımızdan tiksiniyor ve ilk fırsatta yine Ormana kaçıyorlar; artık onları ıslah etmek mümkün olmuyor. “… Bu durum J. Hector St. John de Crevecoueur’un
Feryadının nedeniydi; Binlerce Avrupalı, Kızılderili oldu ve elimizde bu yerlilerden birinin bile Avrupalı olmayı seçtiğini gösteren tek bir örnek yok. “(Amerikanın Soykırımı Tarihi, David E. Stannard Sh. 172 )
Halbuki Amerikan filmlerin müslüman Filistinlilerin ve Kızılderilileri barbar, vahşi tasviri ile doludur. Gerçek ise bunun tam tersidir. Batılı hem canavar vahşidir, hem de büyük bir yalancıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Superiority inside the the watchmaking arena method will be the first step toward rolex replicas swiss made .