DÜNYA'DA 2.5 MİLYON GLOKOM HASTASI BULUNUYOR - Bandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz OlsunBandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz Olsun

SON DAKİKA

DÜNYA’DA 2.5 MİLYON GLOKOM HASTASI BULUNUYOR

Bu haber 11 Mart 2021 - 9:55 'de eklendi ve 913 kez görüntülendi.

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. seher Kırar Poçan 11 Mart Dünya Glakom Haftası dolayısıyla Şehir Gazetesine Glakom hastalığını anlattı.

Halk arasında ‘göz tansiyonu’ olarak bilinen glokom hastalığı, dünyada körlük nedenleri arasında 2. sırada yer alıyor. Glokom, günümüzde dünya genelinde 6 milyonu tam kör olan yaklaşık 70 milyon kişiyi etkiliyor şeklinde konuşan Op. Dr. Seher Kırar Poçan “Türkiye’de 2,5 milyona yakın glokom hastası olduğu tahmin edilirken yalnızca her 4 hastadan biri teşhis edilerek tedaviye geçilebiliyor. Geri dönüşümsüz görme kaybına yol açan ciddi bir toplumsal sağlık sorunu olan glokomun en önemli özellikleri olarak, hastaların büyük bir bölümünde sinsi seyretmesi ve geç tanı konulması yer alıyor.

Glokom genellikle bir başka şikâyetten ötürü göz muayenesine gelen hastalarda tesadüfen tespit ediliyor. Birçok hasta genellikle 40 yaşından sonra yakın görme bozukluğundan dolayı göz hekimine başvurduğunda göz tansiyon hastası olduğunu öğreniyor. Dar açılı glokom olarak bilinen bir başka glokom tipinde ise hastalar glokomun belirtilerini migren ataklarıyla karıştırıyor. Migren sanılan baş ağrıları aslında sinsice ilerleyen ve zamanla körlüğe yol açabilen göz tansiyon hastalığı çıkabilir. Glokomun hangi tipi olursa olsun erken tanı ve tedaviyle hastalık kontrol altına alınarak görme yetisinin korunması sağlanabiliyor.

GÖZ TANSİYONU TEDAVİ EDİLMEDİĞİNDE KÖRLÜĞE YOL AÇAR

Göz tansiyonu (Glokomun) en önemli nedeni göz içi basıncının yüksek olmasıdır diyen Op. Dr. Poçan ” Normal koşullarda göz içinde sürekli üretilerek bazı göz dokularımızı besleyen ve gözümüzün şeklini koruyan adına “aköz” dediğimiz göz içi sıvısı mevcuttur. Bu sıvının göz içinde yer alan özel kanallardan gözü terk ederek kan dolaşımına karışması gereklidir. Aköz sıvısının üretilmesi ve göz dışına çıkışı arasındaki denge “normal göz içi basıncını oluşturur. Bu ölçülebilir bir değerdir ve 10-21 mmHg olarak kabul edilmiştir. Bu dengenin bozulması yani aközün fazla üretilmesi veya göz dışına çıkışının azalması sonucu gözün tansiyonu yükselir. Göz içindeki yüksek basıncın uzun süreli devam etmesi sonucunda da görme sinirinde geri dönüşümsüz harabiyet gelişir. Göz içi basıncı artışı sırasında hastanın hiçbir şikâyeti olmayabilir, ancak zamanla önce çevresel alan (perifer) görmesi daralır sonra tam körlük oluşur. Görme siniri kendini yenileyemeyen bir yapı olduğu için tedavi ile kayıplar geri getirilemez ancak hastalığın durdurulması ya da kötüleşmesi önlenebilir. Bu nedenle belirti vermeksizin seyreden bu hastalığın erken teşhisi çok önemlidir. Bu da ancak toplumda glokoma karşı duyarlılığın arttırılması ile mümkündür.

Göz muayenesinin ayrılmaz bir parçası olan göz tansiyonu ölçümünün glokom teşhisinde ilk adım olarak çok önemlidir, ancak tanı ve tedavi planlamasında sadece göz tansiyonu ölçümü yeterli değildir, kornea kalınlığı ölçümü, göz yapılarının özel mercekler ve mikroskopla ayrıntılı muayenesi, görme alanını ölçen ya da görme sinirindeki erken kayıpları dahi yakalayabilen diğer ileri yöntemlerle hastalar takip edilmelidir. Özellikle görme sinirinin ayrıntılı analizini yapan göz tomografisi (

optik koherens tomografi, OCT) bu konuda bizlere yol göstermektedir. Elimizde mevcut olan göz tomografi cihazı ile görme alanı çekimindeki gibi hastanın ifadesine bağımlı olmaksızın görme sinirin değerlendirilmesi, kornea kalınlığı ve ön kamera açısının ölçümü yapılarak tam bir glokom muayenesi ve glokomun erken tanısı mümkün olmaktadır. OCT çekimi yaklaşık 1-2 dakika sürer, erken tanı konmasının yanı sıra, tedavinin takibinde çok yararlı olup, bugün için glokomda altın standart olarak kabul edilen bir tetkiktir. OCT taraması kişiye zararsız bir tanı yöntemidir, radyasyon yaymaz, göze teması yoktur, göze ilaç uygulanmasını gerektirmez. Görme alanı muayenesi ile, görme sinir hücrelerinin yüzde 30-40’ı tahrip olduktan sonra, hastalık teşhis edilebilmektedir. Bu nedenlerle görme alanı muayenesi ancak ilerlemiş evrede yararlı olabilmektedir. Günümüzde asıl amaç, glokomun erken teşhisi için OCT cihazıyla çekim yapılarak glokomun henüz harabiyet oluşturmadan erken tanı almasını sağlamaktır.”

KİMLER GÖZ TANSİYONU RİSKİ TAŞIR

Glokomun en önemli nedeni genetik yatkınlık olduğunu belirten Poçan “Ailesinde glokom bulunan kişiler özellikle risk altındadır. Miyop kişilerde glokom sıklığı daha yüksektir. Miyop derecesi arttıkça glokom sıklığı da artar. Hipermetrop olan bireylerde dar açılı glokom daha sık görülmektedir. Her türlü yoldan ( tablet, pomat, burun ve ağız içi sprey, göz damlası) kortizonlu ilaç kullanımı göz-tansiyon yüksekliğin yapabildiğinden bu kişilerde sık göz tansiyonu kontrolü yapılmalıdır.

Ayrıca diyabet, üveit, retina damar tıkanıklıkları, retina dekolmanı ve göz travmaları glokoma neden olabilir. Migreni olan kişilerde de glokom daha sık görülmektedir.

BELİRTİLER NELERDİR

Göz tansiyonu hastalığının ne yazık ki erken evrelerinde bir belirti ve bulgu yoktur.

Göz içi sıvısının gün içerisindeki salınım farklılığından kaynaklanan baş ağrısı, göz çevresinde ağrı bazı hastalar tarafından ifade edilmektedir.

Ayrıca gün içerisinde göz içi basıncının artışlarında hastalar bazen gelip geçici görme bulanıklığından şikayetçi olmakta, ışıkların etrafında halkalar gördüğünü bildirmektedirler.

Gözde sertlik hissi,

Sadece göze basınca olan ağrı da bir kısım hastanın şikayeti olmaktadır.

Ancak “açı kapanması glokomu” dediğimiz bir alt tür hipermetrop kırma kusuruna sahip bireylerde glokom, ağrılı kırmızı göze neden olabilir. Bu belirtiye sahip hastalar vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurmalıdır.

Bir başka alt grup olan doğumsal glokomda ise gözlerde irilik, gözler arasında boyut farkı dikkatli anne babalar tarafından ifade edilen bir diğer belirtidir.

GÖZ TANSİYONU TEDAVİSİ:

Glokom tedavisinde başlıca üç yol mevcuttur. İlaç tedavisi, lazer uygulaması, cerrahi tedavi. Tedavide kullanılan birçok damla mevcuttur. Bunlar değişik yollarla göz içi basıncını düşürürler. Erken dönem glokom

ve genç hastalarda damla tedavisi ilk seçenektir. Damlanın önerildiği biçimde ve hiç aksatmadan kullanılması gerekmektedir. Bu ilaçların bazıları astımlı hastalarda solunum zorluğu, kalp de ritim bozukluğu yapmaktadır. Bu yönden hastalar uyarılmalı ve dikkatle kullanılmalıdır. Glokomlu bir hastada göz içi basıncı damla tedavisi ile normal seyrediyorsa görme sinirinde hasar olmuyorsa, damla tedavisi sürekli ve hayat boyu devam etmelidir. Düzenli aralarla göz tansiyonu ve ölçümleri tekrarlanmalıdır. Glokom tedavisinde ilaç tedavisine yeterli cevap alınamayan hastalarda lazer, ameliyat öncesi bir tedavi seçeneğidir. Çok yüksek olmayan göz tansiyonunda etkilidir. Etkisi 2-3 yıldır. Glokomlu bir hastada göz tansiyonu, tüm ilaç ve lazer tedavisine rağmen düşürülemiyorsa, göz siniri tahribatı ilerliyorsa ameliyat kaçınılmazdır. Ameliyatla sadece sağ kalmış sinir hücrelerinin daha fazla hasar görmesi önlenebilir. Böylece kalan görme korunur ve körlük önlenir.

İlaç, lazer ya da ameliyatla kontrol altına alınan göz tansiyonu zaman içerisinde yükselebilir. Bu nedenle tanı konulduktan sonra hastaların yılda en az 4 kez tansiyon ölçümünü içeren muayene, 2 kez de OCT ve görme alanı yapılarak ömür boyu takip edilmesi gerekmektedir. Göz tansiyonu okumayla, yazmayla ya da gözü kullanmakla artmaz. Bu hastalar normal çalışmalarına ve işlerine devam edebilir.”Dedi.

Bandırma Laptop Tamiri

Bandırma Emlak

Bandırma Web Tasarım

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.