Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişinin yıldönümünde Bandırma’da anıldılar. Cumhuriyet Meydanındaki anma programına Belediye Başkanı Dursun Mirza, STK’lar ve vatandaşlar katıldı.
Okunan metinde ” 54 yıl önce bugün, halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine ömrünü adamış üç yiğit devrimci; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan halkın egemen olduğu, adaletin hüküm sürdüğü, emeğin değer gördüğü bir Türkiye için kendi yaşamlarıyla genç yaşta vedalaştılar. Onları asanların isimleri tarih sahnesinden silinip giderken, üç fidan milyonların yüreğinde ve çocukların adında yeşermeye devam edecektir. 12 Mart faşist cuntasına karşı başları dik yürüdükleri darağacında, “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” diye haykırarak gecenin ve faşizmin karanlığını yırtan üç fidanın verdiği mücadele, emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin yüreğine korku salmaya devam ediyor.
68 kuşağının ki kendinden sonraki tüm kuşaklara ilham veren, enerji veren ve halen daha önderlik eden bu kuşağın üç önderinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Onları 1968’de yaptıkları, Samsun’dan Ankara’ya tam bağımsız Türkiye için yürüyüşüyle hatırlıyor ve anıyoruz. Onları, 6. Filo’ya ‘Defol’ diyen, onu denize döken duruşlarıyla anıyoruz. Bugünlerde ki birileri Trump’ın ve İsrail’in yanında, Filistin’e yapılanlara sessiz kalırken, Sumud Filosu’na sahip çıkmak gerekirken Sumud Filosu’nu kınayan bildirilerin altında İsrail ve Amerika ile buluşurken ABD’nin Türkiye’deki büyükelçisine bu topraklarda ‘Tam bağımsızlık’ diyerek kendi ayaklarının altındaki sehpayı tekmelemiştir. Deniz Gezmiş’lerin topraklarında ‘Bu ülkeye, buralara demokrasi fazla, buralarda tek adam, güçlü tek adamlar olmalı, biz Amerika güçlü tek adamları tercih ediyoruz’ diyen Barrack’ın karşısına ODTÜ’ye o günlerde girmeye çalışan Amerikan Büyükelçisi’nin karşısında durdurdukları ruhla anıyoruz.
54 yıl önce üç genci darağacına göndererek işçi ve emekçilere gözdağı verebileceğini, yükselen kitle hareketlerini engelleyebileceğini ve halkın cesaretini kırabileceğini düşünenlerin yanıldığı apaçık ortadadır. İdam sehpasına “Yaşasın tam bağımsız Türkiye işçiler, köylüler! Kahrolsun emperyalizm!” sloganıyla çıkan gençlerimizin sesi hala ülkede yankılanmaktadır. Bugün Deniz’ler, ülkenin dört bir yanında filizlenen umuttur, iradedir, cesarettir, haykırıştır. Deniz’ler madendedir, tezgahtadır, fabrikadadır, inşaattadır. Kıdem tazminatına el uzatanların korkusu, taşeron işçilerin umududur Deniz’ler.
Bu memlekette Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz. (…) 35 milyon metrekare vatan toprakları işgal altındayken, bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür. Mustafa Kemal sağ olsaydı bugün çok şaşırırdı. Bizler biliyoruz ki; yargılananlar yalnızca gencecik bedenler değil, “Tam Bağımsız Türkiye” idealiydi. Ancak halkımızın yüreğinde yanan bağımsızlık ve özgürlük ateşi, idam sehpalarını aşarak bugüne kadar geldi. Bugün bizlere düşen en büyük görev; onların bıraktığı mirası mücadelemizle aydınlık yarınlara taşımaktır. Aydınlık uğruna verdiğimiz kavga, aynı zamanda “Tam Bağımsız Türkiye”yi yeniden inşa etme mücadelesidir.” Denildi.
Anma programı sahilde devam etti. Burada denize karanfiller bırakılıp, barış güvercinleri uçuruldu.


