ÇOCUK YETİŞTİRME TUTUMLARI VE AİLEDE DİSİPLİN ANLAYIŞI - Bandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz OlsunBandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz Olsun

SON DAKİKA

ÇOCUK YETİŞTİRME TUTUMLARI VE AİLEDE DİSİPLİN ANLAYIŞI

Bu haber 22 Kasım 2019 - 15:50 'de eklendi ve 458 kez görüntülendi.

Zira çocuk anlattığımız öyküyü dinleyebilmek için tüm dikkatini vermiş, ama hikayenin anlatım süresi onun dikkatini toplayabileceği sürenin üzerine çıkmıştır. Ayrıca tekrar anlatmam şeklindeki ifade de eğitimsel açıdan hatalıdır. Bir annenin veya öğretmenin çocuğa öykü anlatmaktan tümüyle vazgeçmesi olanaksızdır. Oysa yasaklar konulurken bunların gerçekten yerine getirilebilir olmaları, disiplin kuralının öğrenilmesi açısından büyük önem taşır. Yerine getiremeyeceğimiz yasaklama ifadelerin makul bir disiplin eğitiminde yeri yoktur. Yasaklamanın konulmasındaki ana amaç, çocuğu çevresindeki zararlardan ve başaramayacağı işlere kalkışmaktan duyacağı kırıklıklardan korumak olmalıdır. Çocuğun zararsız ve makul olan istekleri için kendisine olanak tanımak, sağlıklı ve güvenli, kendine ve başkalarına güvenen bir birey yetiştirmek açısından son derece önemlidir. 2. Pekiştirme: Kuralların öğrenilmesi, alışkanlıkların kazanılması insan yaşamında büyük yer tutan öğrenme faaliyetinin çeşitli yüzleridir. Pekiştirme ise her öğrenme faaliyetindeki temel öğelerden biridir. Pekiştirme, çocuğa öğretilmek istenilen kuralın pek çok kereler tekrarlanması anlamındadır. Burada kuralın her zaman aynı şekilde tekrarlanmasını sağlamak, öğrenmeyi kolaylaştırmak açısından son derece önemlidir. Örneğin, yemeğe oturmadan önce ellerini yıkamak, herhangi bir oyuncakla oynamayı bitirince yerine koymak veya karşılıklı konuşmada karşısındakinin sözünü kesmeden dinlemek vb. gibi. Her zaman aynı şekilde tepkide bulunulması, pekiştirilmenin sağlanması için başlıca etkendir. “Haydi gezmeye gideceğimiz için bugünlük oyuncaklarını toplama, ama yarın mutlaka toplayacaksın” dediğimiz zaman çocuk, kendisinden istenilen davranışın duruma ve yetişkinin isteğine bağlı olduğunu düşünecektir. Anne bazen yapılmasına izin veriyor, bazen de bunun yapılmaması gereklidir diyorsa, bu tarz bir tutumun, çocukta kurala uymayı öğrenme açısından olumsuz etkileri vardır. 3. Kişisel Duygulara Göre Davranmama: İnsan söz konusu olduğu zaman, davranışlarda çok kere duygular da etkili olur. Küçük çocuklar için duygusal duruma göre davranmak, üzgün veya sevinçli olduğu zaman taşkın hareketlerde bulunmak veya yemek yememek gibi kabul edilebilir şeyler olsa da, yetişkinin kendi duygularını kontrol altında bulundurması beklenir. Bu, gerek diğer insanlarla olan ilişkiler, gerekse çocuklarına karşı tavır alışlarında son derece etkilidir. Canımızın sıkkın olduğu, keyfimizin yerinde olmadığı bir gün
7
çocuğumuzun yaptığı bir harekete şiddetle tepki gösteriyorsak, daha sonra da üzüldüğümüz için onu kucağımıza alıp okşuyorsak veya daha rahat olduğumuz bir gün aynı davranışı hoşgörü ile karşılıyorsak, çocuğumuzun bundan alacağı olumlu ve olumsuz izlenimler uzun tartışmalara konu olabilir. Kuşkusuz hepimiz gün boyu hızlı bir yaşam temposunun içinde birtakım kırıklıklar, gerginlikler veya sevinçler yaşıyoruz. Yaşadığımız duygusal duruma göre de davranışımızda bazen değişiklikler olması beklenebilir. Ancak bu değişikliklerin çocuğun hayat stilini etkileyecek şekilde belirgin olması, ona yarar yerine zarar verir. Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda, duygularımızın davranışlarımıza olan etkilerini çok iyi kontrol etmemiz gerekmektedir, zira bir kuralın öğrenilmesi ve çocuk tarafından rahatlıklar kabul edilerek kalıcı olabilmesi ancak onun kişisel değil durumsal olması ile ilgilidir.
Ödül ve Ceza Günümüz eğitim anlayışında disiplin, bir cezalandırma sistemi olmaktan çok, çocukların kendi kendilerini kontrol etmeleri konusunda başvurulan bir yardımcı yöntem olarak düşünülmektedir. Disiplin, çocuğun kendi kendisini kontrol etmesini, diğer çocuklara ve çevreye uyumunu sağlayan bir eğitim aracı olarak ele alınınca, cezalandırmanın yerini mantık ve anlayış alır. Çocuk, davranışlarını kendi kendine değerlendirir ve hatta yanlış yaptığı zaman kendisini de eleştirebilir. Çocuk, bizim kendisine uygulamak istediğimiz kuralı kavrayabilecek olgunluğa erişmiş midir? Sorusunun kilit noktası buradadır. O güne kadar annesinden hiç ayrılmamış ve anaokuluna ilk kez gelmiş üç yaşındaki bir çocuk, herhangi bir oyuncakla oynayabilmek için sırasını beklemek kuralı kendisine verildiği zaman zorluk çekebilir. Yine ilk kez geldiği anaokulundan yemeğini kendi başına yemesi istenildiğinde yemek istemediğini belirtebilir. Bu durumda çocuğun azarlanması, cezalandırılması kuşkusuz seçilecek yöntemlerin en sonuncusu bile değildir.Sevildiğini bilen, kendisini güven içinde hisseden bir çocuk, genellikle yetişkinlere ve yaşıtlarına yaklaşmakta da güçlük çekmez, insanlara güven duyduğu için onların davranışları hakkında da kuşkuya düşmez. Mutlu bir çocuk, yetişkinin kendisinden istediklerini yerine getirmek konusunda mutsuz ve güvensiz bir çocuktan daha isteklidir. Ayrıca çocuklar kendilerine makul bir açıklama yapıldığında, genellikle söylenenleri kabul ederler, istenmeyen davranışı yapmaktan vazgeçerler. Ancak yetişkinler olarak okul öncesi dönem için akılda tutmamız gerekli olan en önemli nokta, çocukların davranışlarından doğacak sonuçları kestirmekte güçlüğe uğradıklarıdır. Çocuk odada koşarken sehpaya çarpar ve üstündeki vazoyu kırar, vazoyu kırdığı için kendisine kızan annesine verdiği yanıt ise, “ben kırmadım ki, kendisi düştü ve kırıldı” şeklindedir. Böyle bir durumda yetişkinin vereceği cezanın ona bir yararı olacağı kuşkuludur.  Devamı Haftaya…

Bandırma Emlak

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

izmir tüp bebek
porno izleescort