“Ben Aksakallı Koççuların İsmet’im” - Bandırma Şehir | Yaşadığınız Şehirden Haberiniz OlsunBandırma Şehir | Yaşadığınız Şehirden Haberiniz Olsun

SON DAKİKA
casino siteleri

“Ben Aksakallı Koççuların İsmet’im”

Bu haber 25 Eylül 2013 - 12:32 'de eklendi ve 5.605 kez görüntülendi.

kocyigit1 copy

Bandırma ve bölgenin renkli simalarından CHP Balıkesir İl Genel Meclis Üyesi İsmet Koçyiğit ile farklı bir ropörtaja imza attık. Bu ropörtajda olmayan tek şey var. O da SİYASET

Onu herkes siyasi kimliği ile tanıyor. Bandırma Şehir Gazetesi olarak Aksakal’lı Koççuların İsmet’i, Bandırma’nın İsmet Bey’ini, Balıkesir’in Sayın Koçyiğit’ini aile ve köy hayatıyla gündeme getirmek istedik. İşte Robert Rosen okuyan, iyi bir TV izleyicisi olan, iki çocuk babası İsmet Koçyiğit’in hayatından kesitler…

İsmet Bey öncelikle evinizin kapılarını açtığınız ve ropörtaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Sizi tanımaya biyografinizle başlayalım.

kocyigit2

1962 yılında Aksakal Köyü’nde doğdum. Ben doğduktan sonra Aksakal Köyü, Nahiye oldu. 1972 yılında da Belediye kuruldu. Şimdi de Bandırma’nın mahallesi olacak. Tabi ki köyde yaşayan insanların yaşamları birbirine benzer. Çok büyük farklılıklar olmaz. Zengini de aynı yaşar fakiri de aynı yaşar. Belli bir töre, gelenek vardır, kimse bunların dışına çıkamaz. Çünkü toplum baskısı vardır. Tabi ki gençlik yıllarımız çok sıkıntılı geçti. Çünkü nahiye yapan bir Demokrat Parti (Adalet Parti) sağ tandanslı bir yerleşim yerinde yetiştim. Ama biz Halk Partili olarak doğduğum gün adımı İsmet koymuşlar. Ağabeylerimin birinin adı Bülent’tir, birinin adı da Mustafa’dır. CHP’nin genel başkanlarının isimleridir. Tabi ağabeyim benden önce doğmuş ama o zamanlar Bülent Ecevit İsmet Paşa’nın Genel Sekreteriymiş. Tabi ki ilk ve orta öğrenimimi Aksakal’da tamamladım. ŞMG Lisesi’nde okudum. 2 yıl devam ettikten sonra bırakmak zorunda kaldım. Çünkü siyaset bir tarafta önemli değildi belki ama siyasi olayların içindeydik lise yıllarında. Bizim zamanımızda köylerde varlıklı olan insanların okumasına gerek olmadığına inanılırdı. Çünkü bizim tarlamız vardı, rahmetli babam okuyup da ne olacaksın dedi. On dönüm tarla eksen bir öğretmenin bir yılda alacağı maaşı alacaksın dedi. Tabi gençlik de vardı, okumadım. Yani okumama nedenim başarısızlık değil, tarlamın olmadı. Siyasetle ilk tanışmam Aksakal Kültür Derneği’nde oldu ve Aksakal Kültürspor’da da spor hayatıma başladım. 17 yıl amatör lisanslı kalecilik yaptım. Manyasspor, Bandırmaspor Amatör ve birçok Aksakalspor ve parmaklarım kırıldıktan sonra 1990 yılında kaleciliği bıraktım. Gençlik yıllarımız çok çetin geçti. 1980 ihtilalini gördük. Babamla aynı nezarethanelerde yattım. Annemi kelepçe ile nezarethanelerde ağlarken gördüm. Koçyiğit ailesi olarak çok zor yıllardı. Babam hapishanedeydi, amcamızın çocukları hapishanedeydi. Ağabeyimin biri sürgünde diğeri askerdeydi. Yani sülalede en yaşlı bir dedem vardı evde bir de 18 yaşında ben. O yılları ihtilali yaşayanlar bilir. İnsanlar sizi görünce uzaklaşıyorlar, yanınıza sokulmuyorlar. Buradan ifade edebilecek, cümleler kurulabilecek kadar kolay şeyler değil bunlar.

kocyigitasker

SAKINCALI ASKER…

Ağabeyim askerde Kayseri Hava İndirme Tugayı’nda makineli tüfek kısım çavuşuydu. O tezkereye geldi, aynı bölüğe aynı yatağa ben asker olarak gittim. Çok ilginçtir ben de makineli tüfek kısım çavuşuydu. Ben de Kayseri Hava İndirme Tugayı’nda 20 ay askerlik yaptım. Asker ocağında da çok zahmetler çektim. Sakıncalıdır diye dosyam gelmiş. Benim Sivas Temeltepe’ye dağıtımımı çıkardılar. Çünkü gizli yerlerde çalıştırılamaz diye buradan güvenlik soruşturmasından sonuçlar gelmiş. Sırrı Özbek diye bir yüzbaşım vardı. “Ben Koçyiğit’e güveniyorum. Bu bölükteki tüm her şey bana zimmetli “dedi ve ben orada Türkiye’nin en gizli yerinde askerlik yaparak tezkere aldım. Bütün haritalar, silahlar her şey benim sorumluluğumdaydı.

POLİS OLMAK İSTEDİM…

Tezkeremi aldıktan sonra ben çiftçilik yapmak istemiyordum. Polisliğe müracaat ettim. Polisliğin tüm imtihanlarını kazandığım halde beni jandarmadan çağırdılar bir gün. İlçe Jandarma Komutanlığı’na gittim, dediler dosyaların geri geldi. Buyur dosyalarını. Üzerine baktım iki tane kırmızı çizgi vardı. Dedim bu nedir? Neden bunu çizmişler? Dediler kabul edilmemişsin. Yani bu devlet beni polis yapmaya uygun görmedi.

Her ne kadar ropörtajımızda siyasete yer vermeyeceğiz dediysek de anlattıklarınızda mutlaka siyasi hayatınızın bir katkısı var olumlu ya da olumsuz. Peki Koçyiğit ailesi olarak babanız siyasetçi olarak yaşamını sürdürmüş, ardından siz de siyasetçi olarak yaşamınızı sürdürüyorsunuz? İleri de kızınızın ya da oğlunuzun siyasetçi olmasını ister misiniz?

Babam bana siyasete gir demedi. Ben 70 yaşına kadar görev yapabilirim. Ne olacağını bilemeyiz ama siyasi bir aileden geliyorum. Kızım veya oğlum ya da eşim parti üyesi değil. Ben çocuğuma git üye ol demem veya şunu bunu yap demem. Benim ailem çok modern ve çağdaştır. Ama benim babam ya da benim eşim İl Genel Meclis Üyesi, bende üye olayım diye bir şey olmaz. Bundan sonra ki süreçte mahalle olacağız, beldelikten çıktık. Burası belde örgütü idi, fazla üyeye gerek yoktu. Ama artık Bandırma İlçe Örgütü’ne üye olacağız.

Hayatınızın önemli bir bölümünde siyaset yapmış ve bunun yanında çiftçilik yaşamınızı sürdüren biri olarak ağır görevleriniz ve yorucu bir hayatınız olmalı. Bunun aile yaşamınıza etkileri oluyor mu?

Tabi. Benim zaman zaman çocuklarımı bir hafta göremediğim günler oldu. Kızım sorarmış annesine “Anne babam nerede hiç görmüyorum, gezmeye mi gitti diye” Seçim zamanı böyle mücadele ettik siyasette.

KÖY HALKI OY MAKİNESİ…

Balıkesir’in yarısı kırsal alan. Bu alanın dik yarısı 600 bin küsürü kırsal alanda yaşıyor. Ama hiçbir zaman kırsal alandan giden oylar gösterilen adaylara yansımıyor. Bugün İGM kırsal alanlarla ilgili görev yapan bir yer. 62 üyesi var. 5-6 tane köylerde yaşayan yoktur. Köylerde bu işi yapacak kendini yetiştirmiş insanlar yok mu? Sorunları yerinde gören ama kentli arkadaşlar Belediye Başkanı olur, Meclis Üyesi olur, milletvekili olur. Bizim köy halkı da bu insanlara oylarını veren birer oy makinesidir. Her partiden köylüler olsun. Bugün Balıkesir Büyükşehir olduğu zaman en büyük sorun köylerde yaşanacak. Çünkü kentler imar olarak mahalle olarak oturuşmuş yerler.

BENİM SORUNUM ŞU…

Benim sorunum şu, ben bir kişinin sorununu sanki kendi sorunummuş gibi sahipleniyorum. Biz ne konuşsak muhalefet yapılıyor gibi algılanıyoruz. Ben hiç muhalefet yapmıyorum, yapmayı da düşünmüyorum. Hiç benim Ankara ile ilgili bir sorunu gündeme getirdiğimi düşündünüz mü? Benim görev alanım kırsal alan. Eleştiri de alıyorum, senin Savaştepe’de ne işin var diyor? Ayvalık’ın Madra Barajı’nda ne işin var diyor? Ben İGM’de Tarım Komisyonu’nda görevliyim. Tüm ilin tarım alanları, meraları benim görev alanım. Gel diyorlar, geliyorum. Davet ediyorlar. Son 2 saatte 10 kişi telefonla aradı. Kimisi Balıkesir’e okumaya gelmiş öğrenciler, ev tutmuşlar eşyaları yok. Eşya istiyorlar, kimisi işsiz, iş istiyor. Kimisi özürlü veya gazi, tekerlekli sandalye istiyor. Ben de bu istekleri isim belirtmeden facebook sayfamda yayınlayıp sorunlarına çözüm bulmaya çalışıyorum.

10 yıldır süregelen bir İGM Üyeliğiniz var, siyaset sizden ne aldı ne götürdü. Aile yaşamızdan, ekonomik yaşamınızdan ne götürdü ya da neler kattı?

Aile yaşamımızdan fazla bir şey götürmedi. Ama çocuğumun büyüdüğünü görmedim. Elinden tutup okula götüremedim. O da zaten lise 2’den ayrıldı benim gibi. İlgilenebilirdim, ama baba sen okudunda mı ben okuyayım dedi. Siyaset insanın kanına girdi mi çıkmıyor. Tabi ben öyle varlıklı biri zengin biri değilim ama fakir de değilim. Dedelerimiz, babalarımız bırakmış. Çalışıyoruz, kümeslerimiz var. Siyasete girince ben çok mutluydum, Şu anda da mutluyum. Dünyaya yeniden gelme şansım olsa yenide siyasete girerdim. Sıfır taksilerle girdim siyasete devamlı bir ev alacak nakit param vardı, maalesef şu an yok. Ama ben biraz işimi gevşettiğimi düşünüyorum. Mesela tarlada çalışıyorum, biri arıyor bir derdi var, çağırıyor. Gel de gitme. Gidiyorsun, işini gücünü yarı da bırakıyorsun. O insan sana güvenmiş aramış. Bize güvenen insanları boşa çıkarmayız. Bir gün birinin dişi ağrıyormuş. Gece eve geldi diş çektirmeye gidelim diye. Emin olun benim kendi dişim ağrıyordu masraf olmasın diye dişimi çektirmiyordu. Eşimin el emeği göz nuru oyalarını örerek kazandığı paralarla dişimi çektirdim. Tabi bunlara katlanamayacak siyasete girmemeli. Siyasetin acımasız kuralları var, tarlamızı da satabiliriz. Ama Allah’a şükür mal varlığımızdan bir şey kaybetmedik. Tarım zor bir zanaat. Benim traktörüm 1996 model. Ben alamam mı son model traktör, alırım ve ödeyecek gücüm de var. Ama neden alayım? Niye borca gireyim? Tarımda borç yiğidin kamçısı değil, ayağına vurulan bir zincir. Çok ilginç bir şey daha ekleyeyim. Mesela ben ömrüm boyunca hep sakallı gezdim. Ne zaman ki siyasete girdim, traş olmaya başladım.

Peki sosyal yaşamınıza gelelim biraz da. Mesela TV izler misiniz? Neler izlersiniz? Kitap okur musunuz, gazete okur musunuz?

Televizyonda izlerim, kitap gazete de okurum. Mesela şu anda Robert Rosen’in İnsan Yönetimi adlı kitabını okuyorum. Televizyonda da ağırlıklı olarak yabancı filmleri izlerim.

Özellikle Gezi Parkı olaylarından sonra insanlar TV kanallarını ya da gazeteleri yandaş Candaş kavramları ile ayırt etmeye başladı. Bazıları hükümet yanlısı olarak gördükleri kanalları televizyonlarının hafızalarından bilen sildiler. Siz böyle bir ayrım yapıyor musunuz?

Hayır böyle bir ayrımım yok. Hatta mümkün olduğunca benim düşünceme, ideolojime karşı yayın yapan kanalları, programları izlemeye çalışırım ki eleştirimi de ona göre yapabileyim.

Bizi evinize konuk ettiğiniz ve sorularımıza içten verdiğiniz cevaplar için teşekkür ediyorum.

Ben de size teşekkür ediyor ve yayın hayatınızda başarılar diliyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Superiority inside the the watchmaking arena method will be the first step toward rolex replicas swiss made .