“ARADIĞINIZ NUMARAYA ULAŞILAMIYOR!..” - Bandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz OlsunBandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz Olsun

SON DAKİKA

“ARADIĞINIZ NUMARAYA ULAŞILAMIYOR!..”

Bu haber 30 Temmuz 2020 - 15:45 'de eklendi ve 820 kez görüntülendi.

Çocukluk işte…Kırmızı kurdela ile süslenmiş koç kapıcı  dairesine arife günü getirildiğinde içimizi önce bir sevinç kaplar;daha sonra bu sevinç hayvanın kesilecek olmasından hüzne dönüşürdü..

Bayram namazını kıldıktan sonra evde tatlı bir telaş başlardı…Kesici gelir,güzelim koçun önüne önce yem torbası,sonra da kana kana içsin diye su dolu geniş bir kap konulurdu..Kurban olacak koç,kesilecek yere götürülür,bir çukur kazılır;hayvanın gözleri  bir mendille örtülür,kasabın “Vekilin olayım mı?”sorusunu 3 kez tekrarlamasından sonra kesim işi tamamlanırdı…

Sonra gelsin kaplar kacaklar,siniler..Mübarek kurbanın ciğeri de çok güzel olur;sofrada tüm aile sakinleri olarak ciğerin sofraya gelmesini adeta dört gözle beklerdik…Büyükler ilk lokmayı ağızlarına götürmeden,bizler de saygıdan olacak yemeğe başlamazdık…

Kurban eti 3 eşit parçaya bölünür;bir bölümü akrabalara,bir bölümü kurban kesmeyen konu komşuya,diğer bölümü de eve bırakılırdı…Karnımızı doyurduktan sonra kurbanı parçalama işini büyüklerimiz üstlenir,bizlere de bunları dağıtma işi düşerdi..

Ziyaretlere en çok para verenden başlardık!…

Ziyaret edilecek büyüklerin listesi küçük beynimizde hazırdı…Bu liste daha çok, çok para verenden az para verene doğru sıralanırdı…Şeker verenleri nedense hiç sevmez;aldığımız şekerleri çikolatalar hariç merdiven boşluklarına bırakırdık…Bayramını kutladığımız büyüklerde para var mı,yok mu?..Nedense hiç düşünmezdik…

Günümüzde olduğu gibi sanal mesajları fabrikasyon usulü yakınlarımıza göndereceğimiz telefonlarımız yoktu!…Ev ev,kapı kapı,uzak yakın demeden akraba ve komşuları dolaşrdık…

“Ye! Ye! Yengenin tatlısı güzel olur!..”

Büyüklerin uzun bayram muhabbetlerini sevmez;Önümüze gelen tatlıları fazla yemekten olacak geri çevirirdik..Büyüklerimizin “Ye ! Ye!.Yengenin tatlısı güzel olur!..”ısrarlarına rağmen…

Bayram harçlıklarını önce sayar,kağıt ve bozukluk paraları ayrı ceplere koyarak soluğu bayram yerlerinde alırdık…Bugün Pazartesi pazarının göbeğinde,Sunullah Camisi’nin önünde kurulan el gücüyle çevrilen dönme dolaplara iştahla biner;kader kısmetlerden küçük paralarla büyük hediyeler alacağımızı zannederek çocukluk aklıyla sıraya girerdik…

Kurtuluş’ta şimdi yerini yeni binalara bırakmış Kahveci Ömer’in kahvesinin arkasındaki arsada kurulan bayram yerinin tadını çıkartıp,bugün Modern Pazar’ın kurulduğu yerde havası alınmış futbol topu demeye bin şahit isteyen toplara vurarak alacağimız hediyeden çok,çocukluk bakışıyla klasımızı göstermeye çalışırdık…Üst üste dizilmiş konserve kutularına paçavralardan yapılmış toplarla”Vur Makarios’a”sesleri arasında nişancılığımızı ölçmeye çalışırdık…Belki de büyüklerimiz  bilmeden bizleri renklere para basma yanlışına da düşürmüşlerdi,çocukluk günlerimizdeki bayramlarda…

Ama yine de güzeldi,çocukluğumuzun bayram günleri…Bugünkü gibi aynı masada oturup birbirleriyle sohbet etme yerine ellerindeki cep telefonlarının sanal mesajlarına teslim olmuş nesillerden değildik..Bizler dostlarımızın gözlerinin içine bakarak  konuşmaya çalışırdık…Günümüzde olduğu gibi mekanik seslerle değil !…”Şu an aradığınız numaraya ulaşılamiyor!..” tarzından..

Biz eski bayramlarda mutluyduk…Şimdiki çocuklar mutlu mu?

İşte onu bilemiyorum!…

Tüm okuyucularıma iyi bayramlar…

Bandırma Web Tasarım

Tercüme Bürosu

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.