AİDİYET DUYGUSU VE BANDIRMA - Bandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz OlsunBandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz Olsun

SON DAKİKA

AİDİYET DUYGUSU VE BANDIRMA

Bu haber 17 Ocak 2020 - 10:44 'de eklendi ve 950 kez görüntülendi.

Birçoğumuzun sıkça kullandığı ancak içini dolduramadığımız bir olgudur aidiyet. Kelime anlamı olarak aidiyet kişinin kendini bir yere, bir topluluğa, bir aileye, bir kente ya da bir millete ait hissetmesidir. Aidiyet duygusunun birbirlerini tanımayan insanların sosyalleşmeleri noktasında büyük etkileri vardır. Kendini bir yere ait hisseden insanlar ben demekten vazgeçerek biz demeyi öğrenirler.
Büyüyen, çarpık kentleşen ve çok fazla göç alan Bandırma ne yazık ki yavaş yavaş değil çok hızlı bir şekilde aidiyetini kaybediyor. Birbirlerini hiç tanımayan, ortak noktalarda buluşmayı düşünmeyen selamsız sabahsız insanların yaşadığı bir kent oluyor Bandırma. 1964 yılından bu yana yaşadığım, kavgamızın şehri dediğim Bandırma’da ben bile kendimi tanımadığım insanların arasında yalnız hissetmeye başladığıma göre Bandırmalı aidiyet ile buluşmalı diye düşünüyorum.
Nereden aklına geldi bu aidiyet diye sorarsanız, Bandırmaspor maçında tanık olduğum olay bana bu yazıyı yazmaya yönlendirdi. Bandırmalı olmanın, bu kente ait olmanın en çarpıcı örneğini yaşayarak görmek bu olsa gerek. Onur Göçmez’den bahsediyorum. Çok büyük bir firmanın CEO’su, ekonomik olarak zenginliğini konuşmadan Bandırma’ya olan aidiyet duygusunu konuşmak istiyorum. Kendisi ile bir kez karşılaştım. Fazla bir tanışıklığım ve muhabbetim yok. Ancak kendini bu kadar Bandırmalı hissetmesi ve öyle davranması insanı etkiliyor. Aynı statüde ve ekonomik zenginliğe sahip olanlar hafta sonları farklı şehirlerde gezerken o Bandırmaspor’un peşinde hem zamanını hem de parasını harcıyor. Van maçının son bölümünde hakem net penaltımızı vermeyince gösterdiği tepki sadece Bandırma’ya olan aidiyet duygusu ile açıklanabilir. Doğru bir tepki miydi diye sorarsanız hayır derim. Ama Bandırmalı olmak, kendini çıkarsızca Bandırmalı hissetmek işte böyle bir duygu.
Peki, ne yapmalıyız ki Bandırmalı kaybetmeye başladığı aidiyet duygusunu tekrar kazanabilsin. Öncelikle aidiyet duygusunun bizi yönetenlerde olması gerekmez mi? Yanlış anlamayın kişinin Bandırma’da doğmasından bahsetmiyorum. Zaten kaç kişi kaldı ki Bandırma’da doğan. Bu iş için çocuklarımızdan başlamalıyız. Çocuklarımıza öncelikle Bandırmaspor’u anlatacağız. Üç büyük kulüpten önce Bandırmaspor’u tutmaları gerektiğini öğreteceğiz. Bandırmalı olmanın, bu kentin aidiyet duygusunu küçük yüreklerine kazıyacağız. Bu konuda en büyük görev Bandırmaspor yönetim kuruluna düşüyor. Ara sıra yaptıkları okul ziyaretlerini çok sık yapmalıdırlar. Ama iş olsun ya da yasak savma şeklinde değil, Bandırma ve Bandırmaspor tarihini, başarılarını görsel şovlarla destekleyerek anlatmalıdırlar. İki tane futbolcu ve bir yönetici ziyaretleri asla bu aidiyet duygusu aşılamak için yeterli değildir. Tüm teknik ekip, futbolcular ve yönetim hep beraber yüzlerce forma hediyeleri ile beraber okullara her hafta gitmelidirler. Zor mu derseniz hayır derim. Yeter ki bunu yapması gerekenler aidiyet duygusunu yeteri kadar hissediyor olabilsinler.
Bandırma’yı seviyorum. Hak ettiği değeri ve statüyü kazanmasını istiyorum. Yüreğimin her köşesinde Bandırma aidiyetini hissediyorum. Yapacak bir şey yok, bu da benim sevdam.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

porno izleescort