Bandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz Olsun
sahinlerinci
dkk
04 Şubat 2016 12:33
Yılmaz Özdemir
Yılmaz Özdemir ŞANGHAY MI, AB Mİ?

Bu soru Türkiye’nin hava sahasını ihlal eden Rus uçağını haklı olarak düşürmesinden önce sorulsaydı tahmin ediyorum iki cevaplar arasında oransal pek bir fark olmazdı.
Ancak Türkiye Rusya arasındaki ilişkiler gerginleştikten sonra cevapların çoğunun Avrupa Birliği olacağına eminim. Tabi Avrupa Birliği ve bilumum birliklere karşı olanları bu tasnifin dışında tutuyorum.
Bilenler bilir Şanghay İşbirliği Örgütü, Çin’in girişimleri ile kurulmuş ve daha sonra Çin’den çok Rusya’nın liderliğinde ilerleyen bir örgüt.
26 Nisan 1996’da Şanghay’da toplanan beş ülkenin (Çin Halk Cumhuriyeti, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan) “Sınır Bölgelerinde Askeri Güvenin Derinleştirilmesi Anlaşması”nı imzalamasıyla Şanghay Beşlisi kurulmuş oldu. 2001 yılında Özbekistan’ın katılımı ile bu örgütün üye sayısı altıya çıktı. Bu örgütte Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan’ın gözlemci iken Türkiye’ye Belarus ve Sri Lanka ile beraber “diyalog ülke” statüsünde bulunuyordu. 09-10 Temmuz 2015’te yapılan zirve de ise gözlemci devlet olan Hindistan ve Pakistan’ın tam üye yapılmasına karar verildi.
Şanghay İşbirliği Örgütü hâlihazırda “gözlemci devletler” ile birlikte küresel gayri safi hâsılanın %30’unu, yeryüzündeki petrolün %25’ini, doğalgazın %50’sinden fazlasını bünyesinde barındıran fevkalade potansiyeli yüksek bir örgüt.
Avrupa Birliği ise şuan itibari ile genişlemesinin, ekonomisinin ve geleceğinin tartışıldığı bir birlik konumunda. Üyelerinden bir kısmının iflasın eşiğinde olduğu ise malum.
Rusya ile genelde Suriye politikalarındaki derin anlaşmazlıklar, özelde ise uçak krizi yaşanmadan önce iki ülke arasında geliştirilen diyalog çerçevesinde Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü’nü düşündüğü saklanmıyordu. Bunu bir eksen değişikliği olarak görenlere ve Türkiye eksen değişikliği yapamaz çığlıklarını basanlara rağmen.
Türkiye Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun geliştirdiği stratejik dış politika derinliği ile kendi havzasında kutuplaşmadan ve ideolojinin dar kalıplarından sıyrılmış alternatifli bir dış politika öngörüyordu.
Ancak Suriye’deki iç savaş Ortadoğu konjonktürünü çok değiştirdi.
Hatta dünyada tek kutupluluktan yeniden iki kutuplu dünyaya geçme noktasında Ukrayna’dan sonra Suriye önemli bir alan oldu.
Türkiye uzun süre sürdürdüğü bağımsız dış politikasına rağmen Rusya’nın Suriye’ye fiili müdahalesinden sonra ister istemez yeniden NATO bloğuna yaklaşmak zorunda kaldı. Bu sebeple AB, Türkiye için müzakerelerde alelacele birkaç önemli fasıl daha açtı.
Tabi dış politika çok etkenli ve katmanlı bir alan, çok güçlü devlet olsanız bile bazen istemediğiniz şeyler olabiliyor.
Maalesef dünya yeniden iki kutuplu hale geliyor ve vekâlet savaşları yerini yavaş yavaş asillerin savaşına bırakıyor. İki kutuplu dünyada ise Şanghay İşbirliği Örgütü önemli bir çatlama olmaz ise NATO’nun karşısında yer alıyor.
Örgüt’ün değişime ve dönüşüme ihtiyacı olduğu gerçeğini de atlamayalım.
Türkiye’nin ise yeniden alternatifli dış politikaya dönmesi ve hem AB ile hem de Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerini üyelik düzeyine çıkarması gerekiyor. Zor ama imkânsız değil.

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

EN ÇOK OKUNANLAR