Bandırma Şehir | Bandırma'dan Haberiniz Olsun
dkk
 » 
ESKİYE ÖZLEMİM DEPREŞTİ
a aa
15 Haziran 2017 11:32
Cemal Vural Atabey
Cemal Vural Atabey ESKİYE ÖZLEMİM DEPREŞTİ

Ramazan ayının gelmesiyle Bandırma’nın üzerine sanki bir ölü toprağı serpildi. Herkes de bir rehavet aldı başını gidiyor. Klavyenin başına oturup haftalık yazımı yazmaya niyetlenince, yazacak çok da bir şey olmadığını fark ettim. Gerçi Balıkesir Büyükşehir ile Bandırma Belediyesi sağ olsunlar bizlere yeteri kadar malzeme verseler de yeter, bir Bandırmalı olarak bu çekişmeden sıkıldım. Ne yazarsak yazalım, kaderimiz bir türlü değişmiyor. Koskoca Bandırma’nın geleceğini Balıkesir’in eline terk eden zihniyetin Bandırma’ya bakış açısı değişmiyor.
Bende bu hafta geçmiş Bandırma’yı yazmak istedim. 1964 yılında başlayan Bandırma maceram ilk hatırladığım, şimdi 17 Eylül Karakolu olan o zamanın Postanesinin bahçesinde bisiklete binişimdir. Atatürk caddesindeki yeni PTT binası ve lojman inşaatı bitince oraya taşınmıştık. Çocukluğum Hal binasında ve stat içinde top oynayarak geçti. Balıkesir takımlarıyla oynanan maçlar o zamanlar bile çok önemliydi. Çimentospor, Demirspor ile oynanan maçlarda bütün stat dolardı. Ya Hamamın önündeki duvardan ya da Münir’lerin bahçesinden soyunma odalarının üstünden stada girerdik.
O zamanların en gözde yerlerinden biri kuşkusuz Bandırma Ortaokulunun önüydü. Biz küçüklerin maçlarını Şehir Kulübü ve Tüccar Kulübündeki babalarımız mutlaka izlerlerdi. Büyüklerin basketbol maçları ise inanılmazdı. Demirbilek Mehmet, Tunç, Tufan, Engin, Poli Mete ilk aklıma gelen isimlerdi. Top denize kaçtığında da denizden topu almak biz küçüklerin göreviydi. Kenarda elma şekeri satan Basri Abi, bizi devamlı terlikle kovalayan “ Allahın Adamı “ deyimiyle özdeşleşen Kadir Abi unutulmaz kişilerdi.
Cicoz oynadığımız, yazları futbol turnuvalarının yapıldığı yer ise Hükümet bahçesiydi. Oradan aşağı iner ağaçların altındaki Teksas,Tom Minsk gibi kitapların satıldığı tezgahlara geçerdik. Eski Ozar ve Marmara Sinemalarında iki film birden seyretmek en büyük lükslerimizden biriydi. Geceleri ise ailelerle beraber yazlık Sahil, Şafak ve Derya Sinemalarına giderdik. Kale baskın en gözde oyunlarımızdandı. Sahilin dolmasıyla Bandırma Denizinin sonu geldiğini hiç anlamadık. Etibank önünden ve Demirlitaş’ta kendimizi bıraktığımız denizin şimdilerde yok olacağını hiçbirimiz düşünmemiştik.
İdmanlarda bile dolup taşan Cin Çukuru’nun bugünkü halini hayal etmemizin imkanı yoktu. Şimdiki kulüp binasından maç için çıkan oyuncuları Bandırma esnafı uğurlardı. O havayla maça çıkmak farklıydı. Benim hatırladığım ilk amigo olan Engin ağabeyi kimler hatırlıyor bilmiyorum. Koca Yusuf’u, Şenol’u, Hafız Hamdi’yi unutmak mümkün mü? Gaziantep maçı olduğunu düşündüğüm maçta, hiç unutmam Şeref Figen’le tribünde futbolculara maç primi toplarken, kutularla beraber karakola götürülmemiz benim emniyetle ilk buluşmam oldu. Şimdiki gibi OHAL falan olsa işimiz zor olurdu. Ama o senelerde bir iki tembihle bırakıverdiler. Soner’i, Korsan Hüsnü’yü, Kaleci Ali’yi, Marşandiz Salih’i, Çubuklulu Mustafa’yı, İnce Mehmet’i, Kelebek Ahmet’i, Abeş Sedat’ı, Halil İbrahim’i, Deli Cengiz’i, Tuğrul’u, Turgut’u seyretme olanağı bulmak bizim kuşağa nasip oldu.
Yıllar geçip büyüdükçe bizle beraber Bandırma’da büyümeye ama çarpık gelişmeye başladı. Nüfusun artmasıyla tanımadığımız insanlar görmeye başladık. O tarihlerde gençliğin en popüler mekanı Uğrak Pastanesi iken yeni trendimiz ise Tepe Gazinosu olmaya başladı. Buradan Muhip ağabeyi de rahmetle analım. Seneler geçip Bandırma değişmeye devam etti. Yazlık sinemalarımız yıkıldı. Artık çocukluğumuzdaki Zagor, Mandreke, Kaptan Swing kitapları tarih oldu. Mahalle ararındaki top oynadığımız arsalara koca koca beton binalar dikildi. Denize girdiğimiz Livatya Plajı artık tarih sayfalarında kaldı.
Hepimiz yaşlandık. Dün babalarımızın elini tutarken şimdi torunlarımız bizlerin elini tutar oldu. Çocukluğumuzun geçtiği bir sürü arkadaşımız bizleri bırakıp gittiler. Karamsar olmaya gerek yok. Her yaşın her dönemin kendine özgü güzellikleri var. Önemli olan bu güzellikleri hak etmek olduğuna inanıyorum. Ne kadar yaşadığınız değil nasıl yaşadığınız önemlidir. 20 yaşındaki aslan parçalarının vatan diyerek toprağa girdiklerini düşündüğümüzde çok bile yaşamışız. İtiraf etmeliyim ki her gün şehit haberlerini izlediğimde utanıyorum. O kınalı kuzular şehit olurken, bizler sadece konuşuyoruz.
Orhan Veli’nin şiirindeki gibi,
Neler yaptık bu vatan için, kimimiz öldük kimimiz nutuk söyledik.

Bu habere hiç yorum yapılmamış.

GÜNÜN HABERLERİ

EN ÇOK OKUNANLAR